Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Muhammet SAĞLAM


ZIRNIK KOKLAMAK UĞRUNA

Milletimizin münevverleri yaklaşık son iki yüz yıldır vatanımızın ahvaline dair görüşler beyan ediyor, tartışmalar yapıyor, kalem oynatıyor, sahneye veya beyaz perdeye eserler yansıtıyor hülasası birtakım entelektüel çabalar içerisine giriyor.


Milletimizin münevverleri yaklaşık son iki yüz yıldır vatanımızın ahvaline dair görüşler beyan ediyor, tartışmalar yapıyor, kalem oynatıyor, sahneye veya beyaz perdeye eserler yansıtıyor hülasası birtakım entelektüel çabalar içerisine giriyor. Ortak bir kanıya varıldı mı? Hayır. Varılır mı? Hayır. Çünkü insanların hakikati bulmalarının önünde türlü engeller vardır, bulanların bunu itiraf etmelerinin önünde de aynı şekilde engeller durmaktadır. Bu engeller hiç şüphesiz beyinlerin içindeki “toplum”dur.
      Peki, münevverler bir ahval münakaşası üzerinde dururken halkın ahvale bakışı ve yorumu nedir? Halk halihazırda Maliye bakanının istifası, artan patlıcan ve araba fiyatları üzerinden bir yorum ve tavır geliştirme aşamasında. Yani halkın mevzuya dahil edilebilmesi için geride bırakılması gereken çok aşama var. O yüzden halkı gerek olmadıkça bu tartışmaların içerisine sokup zihinleri bulandırmaya, fikirleri sulandırmaya gerek yok. Demokrasi, egemenliği şahıslardan veya zümrelerden halka indirmekle beraber şahıs ve zümrelerin sahip olduğu birtakım kabiliyetleri ve derinliği halka indiremediği için halk bu tartışmalara müdahil olamıyor, hiçbir demokratik rejimde de olamadı, zaten olması da pek mümkün değil.
      Halk bu kadar işin içindeyken ( Evet, halk bir ülkeyi var eden unsurdur ) halkı devre dışı bırakmak doğru mu peki? Hayır, değil. Sadece halkı muhatap kabul etmeyeceğiz; ara sıra düşünce araçlarına, düşüncelerine bir göz gezdirerek meselenin anlaşılması noktasında yardım alacağız.
     Evet, son iki yüz yıldır bir şeyleri tartışıyoruz. Öncesinde neden tartışmıyorduk? Ya işler istediğimiz gibi gidiyordu ya da istediğimiz gibi gittiğine inandırılmıştık. Şimdilik bunlar arasındaki fark önemli değil. Bir Osmanlı toplumu içerisinde yaşıyorduk ve bu toplum, birçok yönden bakıldığında iyi işleyen bir sisteme, huzurlu bir topluma sahipti. Bu devlet de bilinen dünyanın en güçlü devletiydi. Bu devletin varlığını, en özet haliyle dini ve zümresel çıkarlarına karşı menfi görenler klasik dünyanın imkanlarını delerek yeni bir çağın kapısını araladılar. Bu çağda para, yastık altında biriktirilmesi gereken bir şey değil sürekli piyasada tutularak, insanlara ve devletlere faizle verilerek onları da bu piyasa dengesinin içine sokmak suretiyle işleyen bir çağ oldu. Bu, bahsi geçen çağın en kabataslak tarifidir, elbette aranırsa teşbihte hata bulunabilir. Yani insanın varoluş amacına aykırı birtakım faaliyetleri kanıksamasıyla birtakım dünyevi “imkanlara” ve “zenginliklere” ulaşabileceği zihniyetinin yerleşmesi… Bugünkü modern dünyanın insanlara dayattığı ve insanların bunu zevkle kabul ettiği  birçok örnek sayfalarca sıralanabilir. Bu imkanlar insan bedenine ve ruhuna zararlar verse de insanlara tatlı da gelebilir. Ancak insan olmanın onuruna vakıf olan şahıslar tarafından bu dayatmalara karşı bir başkaldırı ve sorgulama olacaktır.
     Ben de bir Türk olarak sorguluyorum. Bugün ülkemizde kendine Türk diyen insanların, tamamen Batı zihniyeti ve felsefesinin ürünü olan birçok alışkanlığı hayatına bir huşu içinde entegre (!) etmesini sorguluyorum. Bu Batı düşüncesinin kalıplarına beynini oturtmuş kişiler bu sorgulayışı gerici ve barbar bulabilir. Bulsunlar.
    Ben en çok da “para”yı sorguluyorum. İnsanların paraya bakışını, parayı algılayışını, parayı hayatlarının neresine koyduklarını… Ha, bu para Lidyalıların bulduğu para değil. Bu para kapitalizmin altın karşılığı değersiz kağıda bastığı para. Yani bizim değerli maden altının dengi olan birkaç kağıt. Hani şu siyanürle çıkarılmaması hususunda kavgaya tutuşulan altın işte. Peki Batı’nın kağıdı bizim altına nasıl denk oldu. Ekonomiden falan hiç anlamam ama sorgulamalarımla edindiğim çıkarım şu: İnsanların Batı’ya ortak bir mutabakatla ( sözsüz, kendiliğinden zihinlerde gerçekleşen mutabakat) güvenmesi, inanması, bağlanması neticesi kağıdın değerinin artması. Sonuçta altın da diğer insanların onun değeri üzerinde mutabık kalması sonucu nitelik kazanan ve ticaret aracı olan bir maden. Yani bugünkü anlamda paranın mucidi ve kaynağı Batı’dır demekte bir beis görmüyorum.
     Bunca öznel ve rölatif şeyde anlaşma sağlayabildiysek yazıyı okumaya devam edebilirsiniz. Sağlayamadıysak okumaya devam etmemenizi tavsiye ederim çünkü sonu size daha saçma gelecek.
      Batı’nın kendisine verdiğimiz değer arttıkça  Batı’nın parasının değeri de arttı. Modernleşme istek ve şevkimiz arttıkça paramızın değeri de artar sandık. Nitekim belli dönemlerde arttığı da oldu. Peki biz modernleşebilir miyiz? Yazının başında da bahsettiğimiz gibi onlar bizi mağlup edebilmek için bir şeyler yaptılar ve geriye dönüp baktıklarında buna da modernleşme adını verdiler. Burada soruyu tekrar soruyorum: Peki biz modernleşebilir miyiz? Ya da Türk milleti bu zamana kadar neden modernleşmek istedi? E Batı’nın modernleşme sonucu elde ettiği birtakım nimetlerden faydalanmak için. Nedir bu nimetler? Para nesnesinde sembolleşen nimetler işte. Avrupa Birliği’ne girme başvuruları süreci de hep bu düşüncenin mahsulü zaten. Batı’da “para” denen bir şey var ve biz o paradan bize de zırnık koklatırlar diye senelerdir birtakım komik durumların içerisindeyiz. Niye? Zırnık koklamak uğruna… Zırnık koklamak. Zırnık…
     Bir Avrupalı hala bir Türk gördüğünde zihninde canlanan şeyler: kılıç, barbarlık, kan, otağ, deve, çöl… Ve her Avrupalı gördüğünde bu algıyı kırmak için çabalayan bir Türk… AB’ye yaranmak ve dahil olmak için her türlü tavizi veren politikacılardan farksız bir kitle yani.
      Türkiye’de insanların neredeyse tüm tercihlerini “para” etkilediğine göre Türkiye’de bu yüzden demokrasinin varlığından bahsetmeye gerek yoktur. “Para” kimdeyse ve parayı Türkiye’ye kim getiriyorsa o seçilecektir seçimlerde. İnsanlar bu yüzden mevcut iktidar partisini çok sevmişti, yine bu yüzden artık nefret ediyor. Yani öyle bakan üzerinden gevezelik yapmak anlamsız ve gereksizdir. Siz bana paradan, parayı hayatınızın nereye koyduğunuzdan haber verin. Paraya hükmedenlerle mücadele etmeye ne kadar cesaretiniz var onu söyleyin. Ben de size ne kadar Türk olduğunuzu söylerim.