Bugün, 11 Ağustos 2020 Salı

Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


Z VE ALFA KUŞAĞINI FEDÂ ETTİNİZ

İletişim Başkanlığı web sayfasından:


İletişim Başkanlığı web sayfasından:

 

“Erdoğan, Türkiye genelinde 76 olan üniversite sayısını 206'ya çıkardıklarını dile getirdi.

 

Üniversiteyi gençliğin ayağına ve şehirlere götürme düşüncesiyle yola çıktıklarını aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

 

"Çünkü benim öyle fakir, garip gureba vatandaşım var ki çocuğunu üniversiteye götürecek veya gönderecek durumda değil. Niye? Güvenemiyor. 'Benim çocuğum Ankara'ya, İstanbul'a gidip de nasıl okuyacak? Mali imkanı var mı yok mu?' Zaten üniversiteye hazırlanırken o FETÖ'cülerin malum dershanelerinde ahırından davarını satıyordu, varsa kolundaki bileziklerini satıyordu, çocuklarını üniversiteye öyle hazırlıyorlardı. Ama şimdi bunu biz tersine çevirince artık üniversite ayağına geldi. Şimdi bakıyorsun Hakkari'de, Ağrı'da, Şırnak'ta üniversite var. Yani üniversitenin olmadığı ilimiz yok."

 

Yurtların sayısını da çoğalttıklarının altını çizen Erdoğan, 17 yıl önce yükseköğrenimde 1 milyon 656 bin olan öğrenci sayısının, bugün 8 milyon 31 bine ulaştığını söyledi.

 

Kendisinin üniversite adayı olduğu dönemde üniversiteye gitme şansının 10'da bir olduğunu anımsatan Erdoğan, şimdi neredeyse 10'da onu yakaladıklarını bildirdi.

 

Almanya seyahatinde Başbakan Angela Merkel ile aralarında geçen bir diyaloğu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

 

"Merkel'e 'Şu anda üniversite öğrenci sayınız nedir?' dedim. '3 milyon civarında' dedi. Almanya'nın nüfusu 82 milyon, bizimle hemen hemen başa baş. 'Sizde ne kadar?' dedi, 'Bizim şu anda 8 milyon' dedim, şaşırdı.”

 

( https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-genclerle-sosyal-medya-bulusmasinda-sorulari-cevapladi?fbclid=IwAR0Vv2EcvPAVTAjPCsyJG9MX9PGDi5tJn6LlNev6i3BrJIIURPhQZBpI68s )

 

Alıntı bu kadar.

 

Şimdi ancak yeterince zeki insanların anlayabileceği değerlendirmemizi yapabiliriz:

 

1. Fetöcüler ülkenin en zeki gençlerini ağlarına düşürüp yetenekli oldukları alanların tamamen tersine yönlendirdiler. Ama mezuniyetten sonra önlerini açıp en kritik mevkilere yerleştirdiler. Devletin bütün kademelerine örgüt karargâhı marifeti ile atamalar yaptılar. Hem ülkenin insan kaynaklarını mahvettiler hem de örgüt dışında bir şey başarmalarını imkânsızlaştırarak kendilerine bağımlı kıldırlar. Üstelik dersane mantığı ile gerçek hayata dair problemleri çözemeyen, test çözen ama aslında neyi çözdüğünü bile bilmeyen embesillerden oluşan mankurt bir nesle imza attılar.

 

2. Onlardan kurtulmak için başlatılan ama bal gibi onların projesi olduğu görülen “her binaya 1 üniversite” kampanyası ile meslekî teknik eğitimin özellikle usta-çırak kısmı yok edilmekle kalmadı, hepsi masa başı yani “atanacak” görev bekleyen, çoğu beceriksiz ve 20 yıl öncesine göre kesinlikle niteliksiz ama kapı gibi diplomalarıyla üniversite mezunu kalabalığına sahip olundu. Üniversitelerimizin çoğu 30 yıl öncesinin teknik liseleri kalitesinde bile değil. Uluslararası kriterlere göre yapılan puanlamalar ortada zaten.

 

3. Merkel neden şaşırmış? Almanya; Endüstri 4.0’ın mucidi, sonraki aşamaların öncüsü, giderinden çok çok fazla geliri olan bir refah ve üretim ülkesi. Eğer alsalar, bizim üniversite mezunlarının nerdeyse tamamı arkasına bile bakmadan Almanya’ya gider, yerleşir. Tekrar soruyorum, Merkel neden şaşırmış?

 

4. Liselerimiz çok mu iyi? Hayır, son yıllarda elde edilen istatistikler malum. Uluslararası sıralamalar kadar üniversiteye giriş sınavlarının sonuçları da oldukça fikir verici.

 

5. İmam hatipler konusu. Özellikle bu noktaya basarak ama genel anlamda 2000 sonrasında doğan bütün gençleri kastederek söylüyorum: Ak Parti; sorsanız muhafazakâr, yerli ve milli, İslâm’ın temsilcisi ya hani! Yirmi yaş ve altındaki gençlerin Ak Partiye oy verme ihtimali şu ânda yüzde sıfır, Ak Partinin onlardan alacağı oy oranı kesinlikle negatif değerli. Yani; iddia edildiğinin aksine, bir milli eğitim politikası üretilmiş ve başarılmış değil, dahası, ülkenin geleceğine kastedilmiş durumda. Klasik fetöden tek farkı yöntem ve uygulamaların başka olması. Gençler milliyetçi söylemlerden ve maalesef dinimizden hoşlanmıyor. Bahanelerinin hepsi de yerli ve milli sakızı çiğneyen siyasetçilerin ucuz politikalarına, çapsız ve ufuksuz olmalarına dayanıyor.

 

Sonuç: z ve alfa kuşağı denilen ergenler ve mevcut üniversite gençliğinin siyasal iradeye düşmanlığının sakıncalarından bahsetmiyorum ben. Kaybeden milletçe biziz, geleceğimizi kaybettik. Ak Partililer ilk seçime dek ne kadar övünseler, yeridir.

 

Umarım ilk seçimden itibaren her yerde ülkücü kadroların istidam edildiğini ve sözde İslâmcı gerçekte değersiz nefsine tapan gürûhun göz önünden uzaklaşmasıyla gençliğin millet menfaatine tekrar kazanıldığını görürüz.

 

Hemen sonrasında acilen eğitim ve gıda/su politikalarının Türkleştirilmesi gerekecektir.

 

Çünkü sınırlı sayıda azgının zenginleşmesi uğruna koskoca Türk Milletinin fedâ edilmesi, mazlumların küresel haydutların önüne atılması düşünülemez.

 

Gecikilmemesi gereken her şeyde gecikilmiştir.

 

Hak edene hak ettiği verilmelidir. 

 

Yoksa sifonu bizzat gençlik çekecek.

 

Hem de her şey güzel olacak diyerek.