Bugün, 28 Kasım 2020 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


YARIN ÖLECEKSİNİZ

Biri geçenlerde şöyle demişti:


Biri geçenlerde şöyle demişti:
"Dinsizliğe doğru gidiyoruz!
Biri de cevap vermişti:
"Dinli miyiz?"
Ahh, ah...
Madem düşünüyoruz, durmayalım:
Bilseniz ki az sonra "can" emanetini sahibine teslim edeceksiniz, "duruşunuz" değişir miydi?
Gerçekleri eğip büker, zulme sessiz kalır, şeytandan medet, zalimden nimet umar mıydınız?
Tartıda hile yapar, kamunun hakkına çöker, adaletin ırzına geçer, harama besmele çeker miydiniz?
Dini-imanı para olan, koltuğu doldurması imkânsız ricâle ve siyasetçilere yılışan, küçük çocuklara bile hâllenen, Allah ile aldatan şarlatanlara “hoca” der miydiniz?
Size dokunmayan yılanın bin yaşaması, köprüyü geçene kadar ayıya dayı denmesi, Devletin malının deniz ve yemeyenin domuz olması, bal tutanın parmağını yalaması sizi içten içe mutlu eder miydi?
(Her biri politikacıya dönüşen) imama, muhtara ve öğretmene güvensizlikten acı duyar mıydınız?
Kariyer dediğiniz o orta sınıf sorunsalı uğruna menfaate tahvil edilebilen her şeyi utanmadan harcar ve kahraman gibi caka satar mıydınız böyle?
Ne elbisenin, ne koltuğun hakkını verebildiğiniz hâlde başköşelere kurulmaya çalışır mıydınız yine?
Türk'ün Ali'sinin cesaretini, fedâkârlığını geçtim, tevazuu damla olsun bulaştı mı size?
Yani siz, bugün ölecekmiş gibi ahiret için çalışıyorsunuz, hesap vermeye hazırsınız, öyle mi?
Diyorum ki...
"Zamanının" geçmesi dert değil.
Ama "vaktinin" geçmesinin çâresi yok.
Hayatı çok ciddiye almayın.
Hayat bir "fırsattır", ciddi olan bu: hayat sizi ciddiye alsın.
 Size bir "sır" vereyim:
"Fırsatın kazası olmaz."
Ağlama, zırlama yok.
Geçen zaman değildir, "vaktidir".
Vakit değil, vakti.
Geçen değil, kaçandır "fırsat".
"Vesilelerin" kıymetini bilmek gerek.
Hayatın "hakkını" vermek gerek.   
"Batmayacağına inanarak suya bas, yürür gidersin. Mucize, yürüyebilmen değil, inanabilmendir!" diyor Seyyid Ahmet Arvâsî.
İnanamaman, ne kötü, değil mi?
İnandığın ile inanman gereken, değişmiş, değil mi?
Şimdi işte tarih de değişiyor.
Kahramanlar can veriyorlar, canlanıyor onların kanıyla Türkler, uyanış ve ayağa kalkış yaşanıyor.
Utanmadan, hiç utanmadan, "biz yaptık" diyecek misiniz?
Nefesiniz yetmez.