Bugün, 6 Mart 2021 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


"Vaktine Hazır Ol!"

Yaklaşık 10 ay önce " ‘Yeni’ Dünya Düzeni ve Geçidin Adı Nisan" adıyla bir yazı yayımlamıştık.


Yaklaşık 10 ay önce " ‘Yeni’ Dünya Düzeni ve Geçidin Adı Nisan" adıyla bir yazı yayımlamıştık.

O yazıda; ruhunu şeytana satıp her anlamda gücün neredeyse tamamını ele geçirmiş bulunan kabalistik/majisyen/okültist küreselciler ile ulus devletçiler (şöyle veya böyle bir Yaratıcıya hesap vereceğine inananlar) arasındaki büyük kapışmadan bahsetmiştik.

Gizlenen veya konuşulmayan gerçek tarihî serencamında en az birkaç kere bilimde ve teknolojide baş döndürücü seviyelere ulaştığı anlaşılan insan neslinin tanrıcılık sevdası ile haddi aştığını ve belirli bir vakitte medeniyetin sıfırlandığını bilenler bizi anlamışlardır.

Yüksek teknolojiye, eski ve yeni enerjiye, büyük pazarlara ve maalesef her türlü insan kaynağına da hükmetme imkânı elde eden günümüzün küreselcileri de kıyameti çağırma anlamında öyledirler ve işte onlara operasyonlar yapılmaktaydı.

Trump efendi bizim taraftaydı.

Geçen süreçte operasyon tamamlanamadı ancak bu mutlak bir yenilgi anlamına gelmiyor.

Zaferden veya yenilgiden söz etmek için biraz daha zaman gerekti.

İnsan görünümlü luciferian şeytanlar sözde pandemi gerçekte plandemi üzerinden “planlarını” işlettiler.

Evlere tıkılan ve yalnızlaştırılan, ağzına burnuna kat kat maske taktırılan, gıda terörü ile zaten iflas ettiği bilinen bağışıklık sistemlerine bir de oksijen yerine kirli havaya maruz bırakılarak saldırılan insan bünyesi büyük hasar gördü.

Yalnızlık Yüce Yaratıcıya mahsus, insan bunu beceremezdi, beceremedi, iç dünyası da kaosa sürüklendi.

Doğruluğu şüphe kaldırmayan Moore yasasına göre ulaşılmış teknoloji ve ona rehberlik eden bilimsel zenginliğin konvansiyonel hâlinden hayal ötesi kadar ilerde bulunduğunu ve o hızla geliştiğini bir kez daha hatırlatayım.

Zira, yıkıcı zekâ ürünü yeni buluşları genellikle uzay çalışmalarına veya askerî-istihbarî ar-gelere borçluyuz.

"Uzaylılar saldırıyor!" deseler sayısız somut kanıt üretebilirler, herkesi de inandırabilirler.

Muhtemelen buna da şahit olacağız yakında.

Gerçi “insanları kandırmak onları kandırıldıklarına inandırmaktan daha kolaydır” derler (O. Wilde söylemiş sanırım.)

Bizim milli uzay hamlemiz ile yukarıda anlattığım durum arasında organik ilişki kurabilirsiniz.

Velhasıl, geciktirme ile ihmal etme arasındaki farkı göstermekteyim.

Şöyle veya böyle, petrolün artık değerli olmadığı dünyada ona endeksli dolar da değersizdir.

“Yeni normale” geçişte kuralları kim koyacak?

El cevap: Biz koyacağız.

Çünkü ihmal edersek acımayacaklar.

Şimdilerde kitlesel eylemlere ve paranın pul olmasına, er eşit finans unsurunun yeninden tanımlanmasına hazırlanalım.

Bir de dikkat edelim: Kamuoyunun heyecanını en çok etkileyen maddi ve manevi araçlar nelerdir?

İpucu vereyim hemen, futbol mesela!

Ülkemizde küreselcilerin ve milli devletin aparatı olan kulüpler ve kurumlar hangileridir?

Harampiyonluklar şampiyonu fransız gs ile kuruluş tüzüğünde vatan savunmasına hizmet edecek sağlıklı gençler yetiştirmeyi yazacak kadar kökleri sağlan Fenerbahçemizin tâbi tutuldukları muameleleri düşünelim.

Bölücü oluşumların en önemli destekçisi Fransa, garip mi?

Peki, bölücü parti seçmeni üzerinde anket yapsanız, hangi kulübün taraftar sayısı açık ara fazladır?

Fenerbahçe'ye şike kumpası kurulduğunda UEFA başkanı kimdi?

Aynı dönemde adı geçen kulübün başkan ve yöneticilerinin fransızlarla parasal ve kültürel ilişkileri peki?

Geldik asıl soruya: Koskoca Koç'un işi gücü yok muydu da Fenerbahçemize başkan olmak için çırpındı?

Başkanlığı boyunca Yıldırım dönemine göre her alanda geri gidilmedi mi?

Bu sezon, oyun içinde oyunları görmüyor musunuz?

Mesele, Fenerbahçemizin Hüseynî taraftarının her türlü kışkırtmaya rağmen Devletinin yanında kalmayı sürdürüp sürdüremeyeceğidir.

Kahpece katledilen MİT ve TSK mensubu 13 şehidimiz de bu konuda acı bir test olmuştur.

Yani onlar, ülkemiz içinde gerçekleşecek küreselcilik karşıtı büyük isyana karşı içimizdeki dinamiklerle oynayarak cevap verecekler.

Neyin ne olduğunu bilelim, kuzu postundakileri seçelim, kimin soyu neredendir, hatırlayalım.

Unutmayalım da.

Kim koyacak diye sorulmuştu, biz koyacağız demiştim.

Siyasete değinmeden olmaz:

Meral Hanım bizim tarafta.

Muharrem İnce bizim tarafta.

Beşiktaş eninde sonunda bizim tarafta.

Fetö artıklarının son görevi pisliklerini temizlemek ve sifon çekilince delikten gitmek.

Siyasal dincileri andım ama fark etmediniz.

Şimdi bitireyim:

“İhanetin tedavisi yoktur, cezası vardır.” Demiştir Seyyid Ahmet Arvasî.

“Great reset” ne imiş, küreselleşmecilere göstereceğiz.

Tavuk bile kesmedim ama savaş bizim düğünümüzdür.

Asla acımayacağız.

Türk'e kefen biçenin ölümü korkunç olacaktır.

Madem yeni bir çağ açılıyor, açarız azizim.

Alışığız böyle şeylere.