Bugün, 15 Temmuz 2020 Çarşamba

Yazarın Diğer Yazıları


Şinasi KARA


ÜRETMEDEN TÜKETENLER

Kişi, aile, şirket ve toplum ürettiğinden daha fazla tüketemez.


Kişi, aile, şirket ve toplum ürettiğinden daha fazla tüketemez. Tüketir ise yok olmaya mahkumdur.

Kişi, gelirinden daha fazla tüketir ise borçlanır. Faiz öder, geliri azalır. Fakir kalır. Daha da kötüsü, kredi kölesine dönüşür.

Aile gelirinden daha fazlasını tüketemez. Tüketir ise kredi kullanır. Geliri borca gider. Ailede sosyo-ekonomik sorunlar başlar. Kritik aşamadan sonra, boşanma gündeme gelir ve aile dağılır.

 Şirket cirosundan daha fazlasını harcayamaz. Harcar ise zarar eder. Zarar eden şirket, bir süre sonra iflas eder. Ya da tasfiye edilir.

Devlet topladığı vergilerden daha fazlasını harcayamaz. Harcar ise, bütçesi açık verir. Bütçe açıkları borçlanarak kapatılır. Borç faizi devletin gelirini ve gücünü azaltır. Devlet iflas etmez. Zararını halka yükler. Halk, devletin yanlışlarını düzeltmediği sürece, ilave vergiler yoluyla bedelini öder.

Siyasal toplumlar, ürettiklerinden daha fazlasını tüketemez. Tüketirler ise cari açık verirler. Cari açıklar, dış borç ile kapatılır. Ülkenin dış borcu kritik seviyeye ulaşınca, önce mali egemenlik yok olur. İkinci aşamada siyasal egemenlik kaybı vardır. Ya-şanan örnek Osmanlı İmparatorlu-ğudur.

İmparatorluğun borçlarının tasfiyesi amacıyla, 2. Abdulhamit Han, 1881 yılında, Düyunun Umumiye İdaresinin kurulmasına onay verdi. İdare yabancı bankerlerden oluşu-yordu. Bankerler Osmanlı Ülkesinde vergi topladılar. Osmanlı mali egemenliğini yabancılara kaptırdı. Siyasal egemenlik kaybı gecikmedi.

Nitekim, Düyunu Umumiye İdaresi, Osmanlı Ülkesinde topladığı vergiler ile İtalyan ordusunu finanse ediyordu. Osmanlı, kendi parası ile finanse edilmiş İtalyan ordusuna, 1912 Trablus Savaşında yenildi. Libya ve 12 adalar İtalyanlara geçti.

Borçlu ülkeler, önce mali egemenliğini kaybediyor. Onu siyasal egemenlik kaybı takip ediyor. Zira, borç veren emir de veriyor. Dolar baronları, o günün gelmesini dört gözle bekliyor.

 

KALKINMANIN MOTORU

Sermaye birikimi olmadan, ekonomik büyüme mümkün olmuyor. Fabrika yapmak için sermayeye gerek var.Yol-köprü-liman yapmak için sermayeye gerek var.

Sermaye nasıl birikir?

Sermaye sömürü düzeni ile birikiyor. Ya ülke dışında kalan yerleri sömürerek sermaye biriktirilebilir. Ya da ülke içerisinde emek sömürü-lerek sermaye biriktirilebilir.

Birincisi emperyalizmdir ve günü-müzde devam ediyor. Mal piyasaları, para ve sermaye piyasaları kanalından az gelişmiş ulusların ekonomik artıkları ellerinden alınıyor. Gelişmiş Batı bu yöntemden asla vaz geçmi-yor. Batıdaki zenginliğin temelinde, geri kalmış ülke insanının alın teri ve göz yaşı vardır.

Dışarıdan sömürü yapamayan, Türkiye gibi toplumlar, vatandaşın emeğini sömürme yoluyla sermaye biriktiriyor. Bilimsel sosyalistler ''sermaye bikimiş emektir'' diyerek, konuyu özetliyor.