Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


ÜLKÜCÜLÜĞE DAİR

"Ağızlardaki şekliyle" milliyetçilik kavramı aslında sanıldığı kadar eskiye dayanmıyor.


"Ağızlardaki şekliyle" milliyetçilik kavramı aslında sanıldığı kadar eskiye dayanmıyor.
Modern sosyoloji hepitopu 175 sene önce doğdu Avrupa'da.
Ondan 450 sene önce bir İbn Haldun gelmişti ama kime ne!
Bu arada biz Yesevî'yi, Yusuf Has Hacib'i, Nevaî'yi, Farabi'yi de unuttuk.
Hele 13. asırda nasıl olup da o hengâmede bir diriliş gerçekleştiğini hepten unuttuk.
Hep Oğuz diyoruz lâkin o zümreye dâhil olmayan Türkleri ve kocaman Devletlerini öğrenmedik bile.
Göktürkler Oğuz değildi dersek hayal kırıklığına yol açar mıyız?
Timur tâ nerden gelip kardeşi Yıldırım'a Töreyi hatırlatırken aklımız başka yerlerdeydi herhalde.
O Timur ile o İbn Haldun'un münazaralarından kimin haberi var?
Velhasıl bu şartlarda ulusçuluk işte nicedir kendini yitiren milliyetçiliğin yerini alırken Fransız ihtilalinin kurgulayıcı merkezce servis tarzı zihinlere adeta tuz ruhu döktü.
İnsanlık tarihinde masanın yeniden kurulduğu çoktur, hiçbiri rastgele değildir, melül melül seyre dalanların gözlerinin önünde çağ kökten değişirken bu kez âli Osmanlı da tıpkı Titanik gibi yıkılıyordu.
Neticede bugün sabah akşam gıybetini ettiğimiz sayısız insan ve dâhil oldukları akımların 19.yy'dan itibaren tek dertleri vardı: Suya gömülmeden önce kurtarabildiklerini kurtarmak!
Ziya Gökalp sosyolojisi temelde buradan doğmuştur ancak elimize ulaşan fikriyatın yorumu hem eksik hem yanlıştır.
Daha dün aramızda yaşayan Erol Güngör için bile durum aynıdır.
Eksik olan nedir, biliyor musunuz: Töre.
Hâlihazırda magazin tadında milliyetçilik edebiyatı edenlerin Töre esasına dayanmamaları çok enteresan.
Türklerin İslâmlaşması dahi Töre odağında bir dönüşümdür. 
Buna mayalanma diyoruz, İslâm ile Türk Kimliği Töre aracılığı ile güncellenmiştir.
Daha önce defalarca yaşanan güncelleme kadim bilgeliğin aktarılmasını sağlar.
Diğer yanda aslı ayran olanın kokması mayasının bozukluğundandır.
Vahhabide Töre olmaz, siyasal dincilik vahhabiliktir, mayasızlıktır.
Vahhabiler ehl-i sünnet değillerdir.
Sünni nasıl olsunlar?
Tasavvuf düşmanı vahhabi anlayışın sinsi siyasal dinci postuna büründüğünü algılayamayıp, yani zihni ve muhayyilesi itibarı ile dostu zannettiği düşmana âşık ve ram olan sufilerin aklına şaşarım.
Müslüman akıllı olur.
Mayanın tuttuğu yer manasında mahalli, gönüldür.
Mayasızlar gönlü ne bilsin?
Gönlü bilmeyen tasavvufu ne bilsin?
Elini göğsüne koyup gönül selâmı verdiğini söyleyen zavallıların hâlini anlayabildiniz mi?
Kraliçenin 5. kol çalışmasıdır bunlar.
O yüzden Töreli Müslümanları, yani ülkücüleri stratejik makam ve mevkilerden uzak tutarlar.
Son 20 yılda önemli makamlara ehil ve adil, hele hele asil isimlerin atandıklarına şahit oldunuz mu hiç?
Yok, sebebi budur.
fetö de aynı başlık altında bir Vatikan oluşumudur. 
fetö ve siyasal dinci kardeşliğinin temelinde vahhabi kodlar vardır.
İpin ucundaki derler ya hani, o kraliçedir. 
Babacan ve Davutoğlu'nun ortaya çıkışı Devlet Beğ'in 2017'de sisteme el koymasından sonradır.
İpin elinden kaçtığını gören kraliçe can havliyle yeni arayışlara girmiş, eline adı İP olan parti verilince sevinmiş, sonra işin aslını görüp 5. kol elemanlarını daha güçlü şekilde ileri sürmüştür.
Özetleyelim:
Mücadele baştan beri iman ile küfrün savaşıdır.
Sünni bildiklerimiz içinde katkısız ajanlar mevcuttur.
İdeolojiler ile bazı tarikat ve cemaatler ile bir takım külliyat net olarak kraliçe ürünü veya denetimindedir. 
Kraliçe derken Vatikan'ı da kastediyor ama bu ikisinin görünürde düşman olduğunu biliyoruz.
Türk kimliği, Töre esasında iman safının öncüsünün mayalanması ile dönüşmüş/güncellenmiş, Türkistan merkezli bir hakikattir.
Avrupa kaynaklı hiçbir fikriyat onu ne kuşatır ne de anlatabilir.
Kuzey Afrika'dan doğan Endülüs de mayalı idi, öncüleri teker teker tüketildi, geriye ayran asıllılar kaldı ve silindi.
Ancak Kuzey Afrika'da içten içe yanan ocaklar hâlâ var, zenci Musalar var!
Onları kuşatan ve yaşatan Töredir, mayadır.
Onlar Türktür.
Türk Kimliğini etnik aidiyet kılıfı ile sunan herkes ajandır, karşı saftadır. 
“Türk, Kürt, Laz, Çerkez...” diye sayan herkes ajandır.
“Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü anlamamış gibi konuşan herkes ajandır.
Vahhabiler kraliçe çocuğudur.
Kudüs düşerse, Mekke düşerse, ihvan düşerse bilmem ne olur diye söze başlayan herkes ajandır.
Kudüs çoktan düşmüştür, Mekke düşmüştür, sancak düşmüştür.
Kurtaracak olan Türk Kimliği, Türk Müslümanlığı, Yesevî Bilgeliği, Töre esasında maya ve ocak ateşinin harlanmasıdır.
Gerisi çöptür, gerisi boştur.
Kahraman olmayan herkes haine hizmet eder, adına da hizmet der.
Hizmet o değil, Ülkücülük bir fikriyat değildir. 
Muasır medeniyetin ölçüsü Batı müktesebatı değildir.
"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." diyen Gazi Paşa’yı anlayamayanlara neyse de, onun adına konuşanlara teessüf ederiz.
Özal ile birlikte dillere dolanan "Türk İslâm sentezi" ifadesi ne kadar zehirli ise yeni bir güneş gibi doğmakta olan "ülkü"ye muhalif fikriyat da öyledir.
Aslolan töredir, mayadır, ocaktır, gönüldür, Yesevî Bilgeliğidir.
Ki onlar bilir ki; Anadolu Mayasında vatan için "susamışın su içmesi" gibi can verilir ve gerekli olduğunda vatan için tereddütsüz "baş alınır" (Prof. Dr. Yalçın Koç, Anadolu Mayası).
Vahhabiler (fetöcüler ve siyasal müsaitler) vatansızdır, onların vatanı, iktidar sağlamak üzere 'mevzuat düzenledikleri her yer'dir.
Bakmayın sürekli din-iman, yerli-milli veya ümmet dediklerine...
Tanrısal hikmet demek olan Töre, Tanrı’dan öz taşıdığını bilmekle Türk olanı kuşattığı için tereddüte mahal kalmamıştır.
Vakti geldiyse....gelmiştir.