Bugün, 11 Ağustos 2020 Salı

Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


TÜRK İMGELERİ

Eve kapandığımız süre içinde, önceleri okuduğumuz kitaplara da bakmak fırsatını bulduk.


Eve kapandığımız süre içinde, önceleri okuduğumuz kitaplara da bakmak fırsatını bulduk. Bunlardan bir Kültür Bakanlığı yayınlarından, Bozkurt Güvenç’in kaleme aldığı “Türk kimliği” adlı eseri oldu. Yazar, ülkemizdeki “kimlik sorunu veya bunalımı” konusuna ışık tutmaya çalıştığını ifade ediyor. Kimdir Türkler? Sorusuna cevap aranıyor. Kimiz, kimleriz biz, nereden gelmiş nereye gideriz? Soruları ayrıntılı biçimde incelemeye çalışılmış. Kitabın yedinci bölümü “Dünyadaki Türk İmgeleri”ne ayrılmış. Doğrusu bu kısım, bir Türk için, gurur kırıcı, düşündürücü, kahrediciydi. Okunabilir, sindirilebilir değildi. Batılıların, tarih boyu ve günümüzde Türkler hakkındaki olumsuz düşünceleri bakış açıları endişe vericidir. Türkler, özellikle Batılılaşmaya karar verdiklerinden sonra, Batılıların kendilerini çok olumsuz bir kimlik olarak değerlendirdiklerinin tam olarak farkına varmışlardı. Anlaşılan o ki, Batı’daki “Türk İmgesi”ni değiştirmek hiçte kolay değil. Bu önyargılar yüzyıllardan beri Batılıların beyin hücrelerine yerleşmiş, kuşaktan kuşağa aktarılmış. Görünen o ki, günümüzdeki siyasi sosyal olayların temelinde bunu hissetmek mümkün oluyor. Kaldı ki Batılı siyasiler, aydınlar, bu konudaki fikirlerini açıklıkla ifade ediyorlar. Şurası da bir gerçektir ki, Batılılar içinde en az da olsa Türkler hakkında kalemini olumlu kullananlar da vardır. Türklerin tarihi, coğrafyası, Müslüman kimliği, kaynakları, tarihsel misyonları, stratejik toprakları bizi her zaman, gelecekte de Batı ile karşı karşıya getirecektir. Batı, her zaman bizi olumsuz bir konum ve profilde tutacaktır. Batı, yakın zamanlarda elindeki gelişmiş iletişim imkanlarıyla tüm dünyaya, en medeni, en güçlü, en mükemmel olduğu algılarını oluşturmaktadır. Batı, ne yaparsa yapsın, emperyalizm, kölecilik, soykırım dosyaları açıldığında asla insanlık karşısında hesap veremeyecektir. Batı, yeni çağ, yakın çağlardaki büyük bilimsel gelişmeleri, aydınlanma, sanayi devrimi, güçlü ekonomi, güçlü ordular, gelişmiş silahlar sonucu emperyalist politikalara geçmiş, Osmanlı ve tüm Doğu’ya üstünlük sağlamıştı. Bin 800 yılında dünyanın %35’ine sahip olan Avrupalılar, 19’uncu yüzyıl sonunda Asya’nın %56’sını, Afrika’nın %90’nını ele geçirmişlerdi. Batı’nın bugünkü zenginliği, gücü asırlardır devam eden emperyalist sömürgeci politikaları, döktüğü kan, insanların gözyaşları üzerinde kuruludur. Batı’nın kalbini vicdanını yok saymıştır, acımasızdır. Amerika’daki Kızılderililerin, Afrika’dan götüren siyah insanların yüzyıllar boyu süren trajik öyküleri içinde kıtanın altın ve gümüşü Avrupa’ya taşınacaktır. Avrupa dışında dünyanın tüm kıtalarında, Avrupalıların yaptığı zulümleri kitaplar almaz. Avrupalı beyazlar üstün ırktı, diğerleri zekâ fakiri yeteneksiz zavallılardı. Tarihteki tüm soy kırımları Batılılar yapmıştır. Batı’daki Türk imgesinin olumsuz olması şüphesiz ki tarihle ilgilidir. Kavimler Göçü’nden, Attila’dan, Haçlı Seferleri’nden, Anadolu’ya yerleşmemizden, Doğu Roma’ya son vermemizden, Viyana’ya kadar Avrupa’yı baskılamamızdan sonra bize övgüler yağdırmalarını da beklemiyoruz. Eski büyükelçilerimizden Nüzhet Kandemir diyor ki; “Batı’ya parmağını verdin mi, kolunu alır. Batı, nalıncı keseri gibidir, kendine yontar. Batı’nın kültürü, alışkanlığı budur.” Bugün de görülüyor ki, kuşatmalar altındayız. Türkler ve Anadolu her daim Batı’nın hedef tahtası olacaktır. Tanzimat Fermanı’ndan beri Batı güdümündeyiz. İç denizlere ve dünyasına kapanan, içtihat kapılarını kapatan, akla bilime sırtını dönen, “fakirlik fazilettir” anlayışına sahip olan, ihtiyaç kadar üreten, dünya-ahiret dengesini yitiren Osmanlı ve İslam aleminin Batılılar karşısında tutunamayacakları açıktı. Atatürk döneminde Batı güdümünden çıkmıştık. 1947’den beri Türkiye tekrar Batı’nın yörüngesine girmiştir. ABD tüm kurumlarımıza, kılcal damarlarımıza kadar girmiştir. Soğuk savaş dönemi sonrasında da açıkça Türkiye’yi hedef almıştır. Batı, bir bölgesel güç, bir dünya gücü olmamızı asla istemiyor. Gerçek anlamda İslam’a dönmemizi, kendi kaynaklarımıza hâkim olup, önemli projeler geliştirmemizi, inisiyatif olmamızı asla görmek istemiyor. Bize düşen, emperyalist Batı’nın, müdahale etmeyi bile düşünemeyeceği kadar coğrafyalarımızda her türlü güçlü durabilmektir. Allah’ın yardımı üzerimize eksik olmasın.