Bugün, 16 Temmuz 2020 Perşembe

Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


TARİHİ 1923´TEN BAŞLATMAK


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; ?´Tarihimizi 1923´ten başlatmak isteyenler var´´ dedi ve bu kesimlere karşı eleştiriler getirdi.
Bu ülkenin tarihini 1923´ten başlatmak, geçerli bir tez değildir, bilimselliği yoktur, marazi bir bakış acısının yansımasıdır.
Cumhuriyet tarihini sindirememek, reklam arası olarak değerlendirmek, gerçek dışı analizlerde bulunmakta kabul edilemez.
Ne yazık ki oturmuş bir tarih bilincimiz yoktur. Tarihimiz ideolojik anlamda bir kavga alanı gibidir. Tarihsel olaylara, değerlere, dünya görüşümüze göre şekiller vermeye, anlamlar yüklemeye çalışıyoruz.
Batı ülkeleri, birçok sorunları çözdükleri gibi, bu konuları da aşmış görünüyorlar. Gelişmiş ülkeler, yeni kuşaklarına topluma nasıl bir tarihçilik tezi anlayışı sunacaklarını net olarak belirlemiş görünüyorlar. Tarih üzerinde bizdeki gibi sert, kutuplaştırıcı kavgalar yaşanmıyor. Tarihi kişilikler üzerinden kin nefret öfke ortalığa saçılmıyor. Ne üzücüdür ki biz, Türk kavramı üzerinde bile anlaşamıyoruz.
Bu kavgalardan artık sıkıldık.
Doğrusu tarihçiler geçmişi ,siyasilerde geleceği çarpıtmayacak, tarihsel değerler ve olaylar iç politika malzemesi yapılmayacak.
Tarihçiler yargıç değildir, nesnel de değildir.
Tarihe aklama suçlama mantığı ile bakılmamalıdır. Tarihimizi ?´yaşasın´´ ?´kahrolsun´´ diye tanımladığımız sürece kavgalarımız bitmez. Tarihi zihniyetlerimize göre değiştirmeye çalışmak haddimize değildir.
Olaylardan kişilere gidelim. Yorum yaparken dünya dengelerine ve değerlere bakalım. Büyük resimleri hep görmeye çalışalım. Tarih biliminin metodlarına önem verelim. Siyah beyazın yanında, grilerin detayları bizi daha sağlıklı sonuçlara götürebilir, bunu da unutmayalım.
Hamaset ekseninde tarihçilik her zaman geçerli bir yol değildir.
Unutmayalım ki ne bireyler geçmişini unutabilir ne de milletler tarihlerini.
MÖ. 318´de Türk-Çin yazılı anlaşması yapılmıştı. Demek oluyor ki bu tarihten önce bir Türk milleti vardı. O zaman bu milletin devleti, tarihi vardı.
İlk bilinen büyük devletimiz Hun İmparatorluğu olduğuna göre böyle büyük bir yapılanma oluşturabilmek güçlü bir milletin varlığına işarettir.
Tarihimiz İslam öncesi sonrası ile bir bütündür.
Hunlardan Türkiye Cumhuriyetine ve diğer yeni Türk devletlerine doğru giden bir süreçten gerçeklikten söz ediyoruz.
Oğuz Han´dan bu yana bütün kişilikler, yapılanmalar değerler bizimdir. Yanlışları, başarıları, bozgunları, eksikleri, değerleri ile bize aittir.
Devlet-i Aliye-yi Osmaniye de bizimdir, Türkiye Cumhuriyeti de.
Gazne- Selçuklu, Memlük Osmanlı kavgalarında iki tarafta biziz.
Timur- 2. Beyazid, Yavuz Selim- Şah İsmail çatışmalarında da kazanan ya da kaybeden de biziz.
55 milyon kilometrekare üzerinde egemen olan, devletler medeniyetler inşa eden de biziz.
Toplumsal hafızamız üzerinde çatışmayalım, sorumluluklarımıza müdrik olalım.
Tuğrul ve Çağrı Beylerle birlikte Viyana´ya kadar uzanan, batı yönündeki büyüme stratejimizin felsefesini çocuklarımıza anlatalım.
Türk cihan hakimiyeti mefkûresinin temellerini kavratalım.
Kuşaklarımıza büyük düşünmesini öğretelim.
Hunlar, Göktürkler, Karahanlılar, Selçuklular, Osmanlıların devamı olarak Türkiye Cumhuriyeti´nin kıymetini bilelim.

Sadece Ordu- millet vasfı taşımadığımızı, siyasi askeri başarılarımızın yanında, medeniyetler kurduğumuzu çocuklarımıza önemle vurgulayalım.
?´Bir olalım, iri olalım, diri olalım´´ sosyal ve siyasi ilkesinin medeniyetimizin temellerinden olduğunu, bugün de çok geçerli olduğunu bilelim.
Hezimetlerimizin, zaferlerimiz kadar önemli ve öğretici olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.
Balkan Savaşı hezimetinin, Çanakkale destanı efsanesinin aynı anda yaşandığı gerçeğinin temellerini görelim.
Birbirimizi sevelim, sayalım, din devlet vatan millet temelleri üzerinde bütün olalım, dört temel direği sağlam tutalım.
Türk İslam aleminin başı, ruhu olduğumuz gerçeğini bir an için bile unutmayalım.
Tarih ve coğrafyanın kaderimiz olduğunu, anakronik yani çağdışı kalırsak bu iklimlerde tutunamayacağımız gerçeğini beynimize nakşedelim.

Bilim teknoloji ekonomiye hükmeden yüksek ahlak sahibi bireylerde var olabileceğimiz gerçeğini hep göz önünde tutalım.
Geçmiş geleceğin garantisi ise Türk milletinden çok şeyler beklenebilir.
Dinamiklerimiz, tarihsel misyonlarımız, potansiyelimiz bizi umutlandırıyor.
Dünyaya bölgemize ülkemize yeni hayatlar soluklar verebiliriz, ufuklar açabiliriz.
Yeter ki kendi irademizi kullanma gücünü keşfetmeye karar verelim.
Önce gücümüzü fark edeceğiz, sonra hedeflere talip olacağız.
Allah´ın yardımı üzerimize eksik olmasın.