Bugün, 11 Ağustos 2020 Salı

Yazarın Diğer Yazıları


Muhammet SAĞLAM


SURİYELİ MÜLTECİLER

.


Dünya siyasetini ve haliyle de ülkemizi derinden etkileyen bir mesele: Suriye meselesi.

     Siyasi sonuçları olduğu kadar ağır toplumsal sonuçları da olan karmaşık bir olay örgüsü. Hatta olayların da ötesinde birçok kavram örgüsünün düğüm olduğu bir mesele. Dinlerin, ideolojilerin, küresel çıkarların çarpıştığı bir yerde düğümlenmiş sürüyle olaylar… O yüzden düğümün bağlanış şeklini anlamak, anlatmak ve çözmek öyle kolay bir iş değil. Meselenin sadece tek bir yönüne odaklanarak toplumumuzun farklı kesimlerinin bu meseleye enteresan bakış açılarını sunmak ve bu mesele üzerinden yaratılan manipülatif söylemlere değinmek istiyorum. O da mülteciler meselesi. Milletimizin görüşleri orada yaşananların ne demek olduğunu pek anlayamadığından genelde işin, mültecilerin hakkımızı gasp ettiği ve diğer türlü cümleleri boyutunda kalıyor.

       Bundan uzun yıllar önce savaştan etkilenen insanlar muhtelif ülkelere mülteci olarak sığındı. Çeşitli sebeplerden dolayı en çok da Türkiye’ye sığındılar. Bu sayı milyonları aştıkça Türkiye’nin sırtına binen yük de haliyle epey arttı. Evet her Türk vatandaşının bu artan yüke sitem etmesi hakkıdır. Ancak meselelere sığ ve duygusal yaklaştığımızdan Türk milleti olarak olayların birçok yönünü fark edemiyoruz ya da etmememiz sağlanıyor. Bu sebeple de birileri sürekli bunla ilgili olayları medyaya pompalanıyor ve bunun üzerinden toplumsal, siyasal krizler yaratmaya çalışıyor. Yani tepkilerimizi bir robotu yönlendirir gibi bir kumanda aracılığıyla birileri yönlendiriyor. Bize de kukla veya robot olmak düşüyor. Muhtemelen dinleyen, kaale alan olmaz ama ben bir tavsiyede bulunayım. Bir konuda tavır geliştirirken çok yönlü inceleyip nasıl bir tepki ortaya konması gerektiğini, bu tepkinin nelere mal olacağını, bu tepkinin amacına ne denli ulaşacağını iyi hesap etmek lazım. Ama derseniz ki, “bunlar uzun ve boş iş, ben sosyal medyadan lafımı söylerim, ben Suriyelilerden gördüğüm zarara bakarım, gerisi beni alakadar etmez, bura benim ülkem…” hak veririm. Ne de olsa çağımız sosyal medya çağı…

     Bu yazıyı yazdıktan ve yayınlamayı tercih etmedikten birkaç ay sonra hepinizin hatırlayacağı üzere mülteciler meselesiyle alakalı önemli bir gelişme yaşandı. Mülteciler Batı sınırımıza yönlendirilerek stratejik bir hamle yapıldı, haftalarca konuşuldu, doğal olarak birkaç hafta sonra tekrar unutuldu. Suni gündem olarak önümüzde tutuldu, kaldırıldı, tutuldu, kaldırıldı. O vakit yazıyı okurken fark ettim ki pek de haksız değilmişim.