SÖYLE HALİL PAŞA ALLAH AŞKINA
.
Tarih: 21.10.2019 09:32:52 / 296okunma / 0yorum
Muhammet SAĞLAM

Türk milleti tarih boyunca savaşçı bir millet olarak anılmış ve büyük savaşçılar yetiştirmekte ustalaşmıştır. Çünkü şartlar hep bunu gerektirmiş ve şartlara uyum sağlayanlar varlığını sürdürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu´nun da varlık mücadelesi verdiği son döneminde birçok kahraman ve büyük devlet adamları yetiştirilmiş ve Türk devleti bu dönemde emperyalizm karşısında büyük bir mücadele göstermiş ve muazzez bir zafer kazanmıştır.

I.  Dünya Savaşı´nda Osmanlı Devleti sadece iki cephede zafer kazanabilmiştir. Bunlardan biri Çanakkale zaferi diğeri de Kutü´l  Ammare  zaferidir.  Çanakkale zaferi her yıl törenlerle kutlansa da Kutü´l-Ammare zaferi Adnan Menderes Hükümeti´nin 1954 yılında aldığı karar ile kutlanması yasaklanmıştı. Herhalde emperyalizm böyle bir hezimeti kendine yakıştıramamış ve bu kutlamalara dur deme ihtiyacı duymuştu. 

İngiliz ordusunun her türlü imkana sahip olması karşısında düşmandan sayıca az olmasına rağmen destansı mücadelesiyle “iman varsa imkan da vardır.” “duruşuyla büyük bir asker ve büyük bir kahramandır Halil Paşa.

Halil Paşa, İttihat ve Terakki Cemiyeti´nin lideri Enver Paşa´nın kendisinden bir yaş büyük amcasıdır. İttihat ve Terakki cemiyetinin de önemli üyelerinden biridir. Aynı zamanda Harp Akademisi´nde Mustafa Kemal Atatürk´ün sınıf arkadaşıydı. İngiliz tarihçi James Morris´in İngiltere tarihinin en aşağılık şartlı teslimi olarak tanımladığı Kut-ül Ammare zaferini kazanmasıyla büyük bir komutan ve savaşçı olduğunu kanıtlamıştır. İngiliz ordusunu 4 general, 481 subay ve 13100 er ile esir almış ardından 6. Ordu komutanlığına atanmıştır.

6. Ordu komutanı olduktan sonra ordusuna şöyle bir mesaj yayınlamıştır: Arslanlar! Bütün Osmanlılara şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut´u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut´ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale´de, ikinci zaferi burada görüyoruz.

Halil Paşa´nın da dediği gibi tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrarken ırkımızın gürbüz erlerinin ortaya koyduğu büyük kahramanlıklar karşısında bizler de gururlanırken bir parça mahcup oluyoruz.

Emperyalizmin kendine olan sonsuz güveninin inada dönüştüğü bu hadise neticesinde Osmanlı sebatı Türk´ün kahramanlığı galip gelmiştir. Bu zafer bizlere göstermiştir ki türlü imkansızlıklar karşısında” iman varsa imkan da vardır.” duruş ve şuuruna vakıf olanlar kazanır, kaybederse de şerefiyle kaybeder.

Ekim Devrimi sonrası zayıflayan anti Bolşevik Ruslar´a karşı kurulan Kafkas İslam Ordusu´nun ileri harekatına katılarak yeğeni Nuri Paşa ile birlikte Azerbaycan´ın başkenti Bakü´ye girdi. Yüzbaşı Selahattin´in Kitabı adlı eserde yaşanan bir olay şöyle anlatılmaktadır.

"...Tiflis´teki karardan sonra Bakü´yü çeviren Ordu Karargâhı´nda bulunmak üzere Azerbaycan sınırlarına girdik. İlk istasyon, Ahıstafa idi. Burada bizi Enver Paşa´nın küçük kardeşi, Halil Paşa´nın yeğeni ve İslam Ordusu Başkumandanı 29 yaşında Nuri Paşa karşıladı. Gece yarısından bir saat sonra Gence´ye vardık. İstasyonda bizim şerefimize çay hazırlanmıştı. Çaylarımızı içerken bir saz şairi bize saz çaldı. Sınırlar ötesindeki bu Türk sesi hepi¬mizi duygulandırıyordu. Turan yolunda Türklerle karşılaşıyorduk. Saz şairi yüzyıllardan beri süregelen Türk ıstıraplarını öyle güzel anlatıyordu ki gözlerimiz yaşlanıyordu. Saz şairi: ´

Trenler koşun (asker) taşır Baku´ya / Bunda bir iş var / Söyle Halil Paşa Allah aşkına / Bunda bir iş var...´ diyordu. Zaten herkesin heyecanı son haddindeydi. Çay bitmişti. Biz ayağa kalkarken şair bağırıyordu: ´Söyle Halil Paşa Allah aşkına Bunda ne iş var?´

Kumandan dayanamadı ve bağırdı: ´Bugün Baku, yarın Merev [Merv], öbür gün Karakurum, ne olacak Turan var...´ dedi.

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra Ermenistan´ a büyükelçi olarak atanmasına rağmen yoldan geri döndürülerek İstanbul´a getirildi ve İngilizler tarafından esir edildi. Ancak kaçmayı başararak Anadolu´ya geçti. Sivas´ta Mustafa Kemal Paşa ile buluştu ve Mustafa Kemal Paşa tarafından Sovyetler Birliği´nin Milli Mücadele´ye desteğini sağlamakla görevlendirildi.

Moskova´dan TBMM Hükümeti´ne gönderilen külçe altınları ve silahları getirdi. Daha sonra Türkiye´de kalmasına izin verilmeyince önce Moskova´ ya ardından da Berlin´e gitti. Cumhuriyetin kurulmasından sonra hükûmetin verdiği özel izinle Türkiye´ye dönen Kut, 1957 yılında öldü.

Anıları ölümünden çok sonra, 1972´de, Kut´ül Ammare Kahramanı Halil Paşa´nın Anıları: Bitmeyen Savaş adıyla yayımlandı.1957´de İstanbul´da gırtlak kanserinden dolayı yaşamını yitirdi. Halil Kut´un vasiyeti mezarına bir şişe rakı dökülmesiydi. Paşa bu vasiyetiyle belki de hiç söyleyemediği kırgınlıklarını ve kızgınlıklarını belirtmek istedi. Belki de başka bir sebebi vardı, bilemiyoruz. Büyük bir adamdı, tini şad olsun, mekanı cennet olsun.

Anahtar Kelimeler: SÖYLE, HALİL, PAŞA, ALLAH, AŞKINA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZGÜRLÜK ÜZERİNE (05 Kasım 2019 - Salı)
29 EKİM´İ ANLAMAK (29 Ekim 2019 - Salı)
SURİYE´DE NE İŞİMİZ VAR? (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
OPORTÜNİZME KARŞI ÜLKÜCÜ HAREKET (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
Sayfa: