Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


SONUN BAHARI

Yine güzbahar…


Yine güzbahar…

Baharın sonu değil, sonun baharıdır o.

Acı mı, hüzünlü mü, acz ifadesi mi, çaresizlik mi, hepsi birden mi, sonu olan tıkıyor insanı.

Alışıyor ya Dünya’ya, elinden alınacağını unutuyor, unuttuğunu unutuyor, sarılıyor, sahipleniyor ait olmadığını, ait olmayanı, yâr edilmeyeceği bildirileni.

Tâ ki alna kırışıklar, sakala aklar düşene, beden kafesi can emanetini taşırken zorlanana dek.

Önce birer ikişer, sonra üçer beşer, sekizer onar düşüyor dost bilinen yapraklar.

Sadece sararanlar değil hem, gonca güller de, gök ekinler de nasibini alıyor ecelin rüzgârından.

Yunus demişti ya hani:

Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi…

Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi…

*

İşbu söze Hak tanıktır, bu can gövdeye konuktur,

Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi…

*

Miskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye,

Kimi biter, kimi yiter, yere tohum saçmış gibi…

*

Bu dünyada bir nesneye yanar içim, göynür özüm,

Yiğit iken ölenlere, gök ekini biçmiş gibi…

*

Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise,

Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi…

*

Bir miskini gördün ise, bir eskice virdün ise,

Yarın anda sana gele, Hak libâsın biçmiş gibi…

*

Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalur derler,

Meğer Hızır İlyas ola, ab-ı hayat içmiş gibi…

*

Son’u, o geçidi fark edenlere hediyedir, hüzün yüklü huzur nağmeleriyle sonbahar.

Sürgünün sonudur, hasretin sonudur, Maşuk’a kavuşmanın müjdecisidir aslında.

Kavuşmanın kavşağında bekliyorsunuz işte, bahar değilse nedir!

Elinde çılgın bir tutku ile Dünya’yı tutanların ise kâbusudur, diğer yanda.

“İyiliği emredip kötülükten sakındırmak”tı insanın birinci görevi, nisyan ile malul olma bahanesi faydasız.

Mal biriktiren, kibrini köpürten, saltanat hayaline kapılan, şöhret zehrini içen ve eriyen heveslerin büyüsüyle aklı başından uçup giden bedbaht adamı söylüyorum.

Ona anlatabilir misiniz hüzünbaharın şarkısını?

Onların yokluğu ile yalnız kalınmaz, anlayan yoksa çöker yalnızlık.

İnsanların ortasındaki yalnızlık!

Ah, nasıl tiksiniyorum politikacılardan!

Büyü dedim ya az evvel, en çok tesirinde kalan onlar.

Seçmenlerine şirin görünmek için cenazelere sıklıkla katılsalar da ibret almayan, alamayan bir nasırlaşma ile kaskatı kesilmiş kalpleri.

Mesele var mı, var…

Çözüm politika değil!