Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


SİYASET BİR TÜR HUNİDİR

İnsanda O'ndan bir Öz vardır ve o sebeple insan, âlemin özüdür.


İnsanda O'ndan bir Öz vardır ve o sebeple insan, âlemin özüdür.

Yaratılmışların en şereflisi denmesi de bundandır.

O Öz, akıldır.

Türkler, aklın farkında ve kullanırken mahir oldukları için Hanefî’dir.

İslâm âleminin serencamına Türklerin önderliğindeki 1000 yıl için bir bakın, son iki asırdır nasıl, ona da bakın.

Bu, övülmeyi hak etmeyen derin fark niçin var?

Peki, kim düzeltecek?

Siyasetçiler mi?

Hatırlıyorum, 28 Şubat döneminde, gök kubbenin altında alırdık abdesti, gençleri de toparlar, Cuma için camiye yürüyerek giderdik.

Şimdilerde profillerine mezun oldukları lise ibaresini itina ile yazan bazıları ise öyle anlaşılmaktan çok korkar, âdeta kırk takla atarlardı.

Onları 15 Temmuz gecesi sahada görmedik.

Ama iş işten geçtikten sonra, sözde demokrasi meydanlarında çitten bakan inek misâli çiçekli böcekli hatıra çerçevelerine kafalarını sokup sırıtarak fotoğraf çektirme yarışına girdiklerini gördük.

Evet, demokrasi sadece laftır.

Bu gibiler için de paravandır.

Anlatabiliyor muyum bilmem, Yüce Yaratıcı’nın emir ve rızası ile kendi eylemlerini birleştirir bunlar!

Oysa aslolan, o Öz'e dair iradenin kişi ve toplum boyutunda uygulamaya yansımasıdır.

Türk İslâm geleneğinde bunu anlatan kavram Töre'dir.

Namazlı abdestli olmak elbette aklın gereğidir ancak yeterli değildir, ahlâk bahsi es geçilemez.

İşte bakın, daha önce girip yamulduğu çukura eşekcesine yine düşen ve nefsi kabaran –siyasetçi- kimi kibir budalaları her yerde!

İnsan, bir çukura iki kere düşmez diyorum.

Bizim mahallede oturduğu görüntüsünü veren bu zavallılar anlamaz ki söyleyelim, biz vatandaş değil vatanın sahipleriyiz.

Bizi kandırdığını sananlar ise eşekoğlu eşektir!

Kandırılma teşebbüsüne tahammülümüz yoktur!

Diğer yanda, oyun ve eğlencenin ötesinde olan biteni göremeyen akılsızları hâlen istihdam ediyorsak bu bizim aklımızın işlediğini gösterir.

İşi biten müptezelleri kaldırıp atarız.

Ne işe yaradığını bile kavrayamayan kullanışlı ajanları bu vesile ile ikaz etmiş olalım.

Fetö ile yağlı ballı dünyanız kafanıza geçti ve bundan pişmansınız.

Fırsat olsa yeniden barışırsınız.

Elinizde olsa zamanı geri sarar, asla çatışmasınız.

Öz'ünüz bozuk çünkü!

Sizi biliyoruz.

Siz?

Hiçbir şey bilmiyorsunuz.

Demem o ki, siyaset bir tür hunidir ve siyasetçilerin kahir ekseriyeti ganimet peşinde koşan Emevilerden farksızdır.

Deliliğin lüzumu yok!

Gerçi her nasılsa iknâ olmuştu ama yine de ne demişti Ömer o Bizans hükümdarları gibi giyinen, kilo aldım bahanesiyle "taht"a oturma geleneğini başlatan o Şam Valisine?

Ve ne demişti şair Ebû Firâs Hemmâm b. Gālib b. Sa‘saa et-Temîmî  (Ferezdak), Hazreti Hüseyin'e:

İbnü‘l Esîr‘in (el-Kâmil, III, 401) rivayetine göre, Kûfe yolundayken Hz. Hüseyin’le karşılaşan Şair Ferezdak, ona Kûfelilerin kalbinin kendisiyle olduğunu, ancak kılıçlarının Ümeyye oğullarıyla (Emevîlerle) birlikte olduğunu, yine de kadere Allah’ın hâkim olduğunu bildirmiştir.

Sonrası, Kerbelâ!

Bu kadar Emevî çorbası yeter, nitekim.

Yeter dedik, yeter.