Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Necdet TOPÇUOĞLU


SAYIŞTAY RAPORLARI ÇOK SAĞLAMDIR

Sayıştay denetimi TBMM adına yapılan yüksek denetimdir.


Sayıştay denetimi TBMM adına yapılan yüksek denetimdir. Aslında millet adına yapılmaktadır. Bu denetim hata odaklı bir denetim modelidir. Uluslararası denetim standartlarına uygundur.

Denetim ekibi bir kuruma gidince bilgisayar ortamında bütün belgeleri alır. Bir tarafa mevzuatı koyar, diğer tarafa işlemleri koyar. Başlar taramaya. Eksik, yanlış ve hataları bulduğunda muhataplarını davet eder ve detaylar hakkında açıklama ister.

Açıklamalardan sonra eksik ve hata varsa düzelttirir. Harcamalarda mevzuat dışı fazlalık varsa belgelerini ister. Bu belgeler 6085 sayılı kanuna göre verilmek zorundadır.

Adı geçen bankanın yönetim kurulu üyelerine mevzuat dışı ikramiye ve kredi kartı verildiği söylenmektedir. Ödemelerin miktarının yasal sınırı aştığı anlaşılmaktadır.

6085 sayılı kanuna göre, fazla harcamalarla ilgili belgelerin istendiği anlaşılmaktadır. Belli ki banka yönetimi söz konusu belgeleri vermemiştir. Yani kanuna karşı gelmiştir.

Raporda nezaketli bir dil kullanılarak belgelerin alınması için çeşitli iletişim yolları kullanılmasına rağmen belgeler alınamamıştır denilmektedir.

O iletişim yolları kanun gereği yapılan yazışmalardır. Sayıştay başkanlığı kuruma yazı yazmış, belgeler verilmemiş. Bu defa kurumun bağlı olduğu makama yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. O makam varlık fonu yönetimidir.

Varlık fonunun başkanı devletin başıdır. Anlaşılan o makama yazılan yazı ile de belgelere ulaşılamamıştır. O makama yazılmamış ise işlem eksik olur. Eksik işlem kuruldan geçmez. Demek ki yazılmıştır.

Denetim ekibi bu işlemlerden sonra mevzuata aykırı harcamayı raporuna alır. Bu rapor iğne deliğinden geçtikten sonra rapor değerlendirme kuruluna gelir.

Bu kurulda 15 üye, yani yüksek hakim vardır. Bu üyeler TBMM’de seçilir. Meclis çoğunluğu gereği cumhur ittifakı tarafından seçilmektedir. Ancak asla fikirlerini işlerine karıştırmazlar. Bu husus önemlidir.

Rapor kurulda görüşülürken adı geçen banka yetkilisi de davet edilir. Eksik belgeleriniz var, gerekçesini açıklayın denilir. ikna olunmaz ise belgeler bu kurulda da istenir. Kurum belgeleri vermemekte direnirse, rapor bu haliyle Meclis'e gönderilir. Belli ki verilmemiştir.

Meclise gelen rapor, başkanlıkça kit komisyonu üyelerine dağıtılır. İşte bugün basın önünde milletvekillerince konuşulan rapor, bu rapordur.

Böyle aşamalardan geçen rapora inanmamak mümkün müdür. Denetim ekibini tek kelime ile tebrik etmek gerekir.

Gelelim esas noktaya. Rapor KİT komisyonunda görüşülür, bağırılır, çağırılır sonra unutulur. Çünkü konu ile ilgili kanunlarda müeyyidesi yoktur. Müeyyidesiz denetim olur mu, olmamalıdır. Söz konusu kanun numaraları bende mahfuzdur.

Bu cürümlerin işlenmesi, plânlandığı için kanunların içi boşaltılmıştır. Kanun var ama içi boştur. Sorun buradadır. Bu kanunların içi tekrar dolmadıkça yolsuzlukların önlenmesi mümkün değildir.

Anayasal kurumlara yerindelik denetimi yapamazsınız deyip işin içinden sıyrılıyorlar. Artık denetlenen kurum yöneticileri bu durumu bildikleri için fütursuz davranmaktan çekinmiyorlar. Ne Anayasa Mahkemesi ne Sayıştay gibi yüksek yargıyı dikkate almadıkları kamuoyunun malumudur.

Peki ne olacak, göz göre göre istediğimizi yapacağız demek isteniyor. Toplumun geniş bir kesimi küçük sosyal yardımlarla bu menfaat paylaşımına ortak edilmiştir. Karşı da çıksa kimse küçük menfaatlerinden kopmamaktadır. Anketler bu nedenle aynı yüzdelerde çakılı durmaktadır.

Öyle vatan millet diyen sahtekârlara inanmıyorum. Menfaatler kilitlenmiştir. En kötüsü bunu açacak anahtar da yoktur.