Bugün, 8 Mart 2021 Pazartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


ÖLÜMÜ ÖLDÜRECEĞİZ DİYORLAR

Sohbet...canlılıktır.


Sohbet...canlılıktır.

Sohbet edemeyen, ölüdür.

"Ölümü öldüreceğiz!" derken Hz. İnsanı tüketenler var ya, "onlar" kalben ölüler ve öldürmeyi severler.

“Göremediğiniz gibi”, toplum günden güne çözülüyor, bireyselleşiyor ve sloganların ateşinde bireyler ölüyor.

Nihayet maskesini indiren ve bütün kartlarını açan "Küreselleşme" işte bu ölülerin üzerine inşâ ediliyor.

"Yeni normal"de “canlı insan” yok.

Ruhlarına ihanet etmekle kalben ölü zombiler can çekişen ruhun ıstırabını örtemeyecek, hesap vermekten de kaçamayacaklar.

Akıllı insan henüz zamanı varken fıtratına sadâkatini gösterir, canını kurtarır, şeytana itaat etmeyi bırakır.

Görmelisiniz ki sohbet dahi edemeyen yığınlardan insan davranışı beklemek beyhude.

Maalesef tespit doğru ve bu isabet son tahlilde çözüme katkı sağlamıyor.

Kendini özgürleştirebilecek kadar cesur kimse yok mu!

Yok mu!

Düşünebilen kimse...

Hiç olmazsa buna niyet edebilen, değilse aklından geçiren, en azından hayal eden, rüyasında gören veya...

Duyguları duyuların tebeşirle çizilen parmaklıkları içine tıkıştırılmış insanın devrimci anlayışı ortaya çıkaracak özünü koruduğunu ümit ettirecek ne kaldı elde?

Susmak!

Sükut evvelce olgunluğunu meyvesiydi, şimdi ölü bedenlerde gezinen ruhların sesi.

Ses dediysek, mûsiki değil, çığlık.

Feryadını, can çekişmelerini duymazdan gelen, new age'in oyuncağı insan!

Senin sana verilen şerefi ayağa düşürmeye hakkın yoktu ki... 

A-be-de başkanının hesaplarını, yetmedi sunucuları, kimseye sormadan, hiç bir merciden çekinmeden, kendi kendine karar vererek askıya alabilen bir güç...

İsteseler borsaları birkaç saatte yerle bir ve her türlü basılı parayı pul ederler.

Devletler üstü, hukuka tâbi olmayan, dediği dedik, kestiği kestik, "yeni normal"in eli sopalısı!

Korkunç, kimle savaştığınızı göremiyorsunuz bile.

Hoş, savaştığınız da yok.

Bir hoş daha, siz siz değilsiniz zaten.

Hâlâ "benim sayfam" demektesiniz sosyal medyadaki sizi kullanan araca.

O size değil, siz ona aitsiniz.

Sahi, siz nesiniz?

Ruhunu şeytana satan her kimse, o sizsiniz.

Her neyse...

En çok güldüğüm nedir, biliyor musunuz?

Batı'nın gizli ve aşikâr unsurları ile müşahhas olduğu aydınlanma döneminin bütün müktesebatı sıfırlanacak.

"Bilim" başlığı altında söylenmiş ne varsa boş laf olacak.

Tabi bunu mRNA aşısı kuyruğuna giren avam için söylüyorum.

God'ın seçilmiş kulları olduğuna inanan ve “algılayamadığınız gibi” gücü temsil edip milyarlarca insana çöp muamelesi yapan güruh, elitist yapı bu günleri 16. yüzyıldan beri planlıyordu.

Hem de kökleri tâ şeytanın kovulduğu güne dayanan dinmez bir intikam hırsı, izlerini fetöde ve siyasal dincilerde teşhis edebileceğiniz sonsuz kibirle.

Adını ağızlarına pelesenk ettikleri Âkif yaşasaydı en çok o dincilerden tiksinirdi.

Sizi uyandırmak, fıtratınızla buluşturmak için ne yapmalı?

Sohbet, kişinin, ölü mü değil mi diye kontrol edilen nabzıdır.

O kadarcık yaşayın ki umutlar tükenmesin.

Bakalım Rahmet rüzgârı hangi kılıkta yetişecek.