Bugün, 16 Temmuz 2020 Perşembe

Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


OLTADAKİ BALIK OLMAYACAKSIN


Son ABD-Türkiye resmi görüşmesi, yoğun olarak ülkemiz gündemini oluşturdu.

Her kesim gelişmeleri kendi bakış acısına göre yorumladı.

Kim ne derse desin, tüm ilişkileri, konuları, detayları güçler dengesi belirliyor.

ABD, gücünü ve nüfusunun kaynaklarını inşa ederek dünya lideri olup, halkının güvenliğini ve refahını sağlamak, uyana havuç uymayana sopa felsefesi ile ilişkilerini yürütüyor.

1947´den beri ilişkilerimizde ABD tarafı etken, Türkiye tarafı edilgen bir konumdadır.

Olumsuz tablolarla karşılaştığımızda klasik yakınmalarımız başlıyor: ?´Biz dost müttefik değil miyiz?´´ Ama biz NATO ülkesiyiz´´ gibi sızlanmalar gerçekleri değiştirmiyor.

İsterseniz ünlü ABD devlet adamı H. Kissenger´in ?´Diplomasi´´ adlı eserine bakalım: ?´Bizim ne ebedi müttefikimiz ne de devamlı düşmanımız vardır. Çıkarlarımız ebedidir ve bizim görevimiz de bu çıkarlarımızı izlemektir?´´

Daha detaylı bilgi almak isteyenler olursa 2010 yılında yayınlanan ?´ABD Milli Güvenlik Stratejisi´ni okuyabilirler.

Kaldı ki ?´Soğuk  Savaş Dönemi´´ bittikten sonra, NATO´nun da  yeri, konumu, önemi bizim açımızdan tartışma götürür.

Yeni bir çağdayız. Dünya tek kutuplu. Küreselleşme çağında milli devletler hedeftir. Büyük batılı şirketler, dünya egemenliğine oynamaktadırlar. Batı, Türkiye´ye yeni bir konum ve yapı çizmiştir.

Türkiye´nin yeri Orta Doğu´dur. Yeni Türkiye, federal bir zemine oturmalıdır. Batıya sorun çıkarmayan, Batı güdümünde ?´Ilımlı İslam´´ bize önerilen sistemdir.

Yüzümüzü Doğu´ya döndürmekle de AB kapılarında bekleyişimiz de sürecektir.

Batı, İslam dünyasının kaynaklarına sahip olmak, gücünü herkese benimsetmek, hedef ülkeleri kuşatmak istiyor.

Medeniyetler çatışması tarihsel bir gerçektir.

İkiz kule saldırıları sonrasında ABD Başkanı; ?´İşte şimdi Haçlı Seferlerini başlatıyorum´´ derken, NATO Başkomutanı General John Galvin nöbet değişim töreninde konuşuyordu: ?´Soğuk Savaşı kazandık. Yetmiş yıllık sapmadan sonra yeniden 1300 yılın esas çatışma alanına dönüyoruz. Bu İslam ile olan büyük savaştır.´´

Ne kadar açık değil mi?

Gerçekler geri zekalıları korkutur.

Şurası net ki, AB, ABD kapılarında bize hep hüsran, eziklik var. Resimlerde, pozlarda, detaylarda, vücut dillerinde, resmi açıklamalarda bunları hep görmekle ömrümüz geçti.

Fazıl Hüsnü Dağlarca´yı hatırlıyorum:

?´Sığmazken Atalarım güne, yarına,

Düşmüşüm vay, düşmüşüm ben el kapılarına´´

Türkiye, 1 Mart 2003´te ABD ile ilgili tezkereyi reddetmekle bir anlamda olumlu onurlu davranmış, ülkemizin işgalini önlemişti.

Bundan sonra Türkiye-ABD ilişkileri farklı bir sürece girecektir. ABD, buna TSK´yı yıpratmak, itibarını zedelemek, kendine karşı olan subaylarımızı devre dışı bırakarak karşılık verdi.

Bizim bölgesel güç haline gelmemiz ABD´nin, AB´nin, İsrail´in çıkarlarına aykırıdır.

Biz, onların Orta Doğu çıkarlarının bekçiliğini yaparsak ilişkiler iyi olacaktı.

Oltadaki balığa yem gerekmez. Önemli olan oltadaki balık olmamaktır.

ABD´nin ipiyle kuyuya indiğimizde ya kuyunun dibinde kalıyor bunalıyoruz ya da adamlar ipi istediği zaman çekiyor.

ABD´nin açtığı saban izini takip edince, sabanı sürenin hedefine hizmet etmiş oluyorsunuz.

ABD´nin çıkarlarının bekçisi olmak yerine, onların menfaatleri ile milli çıkarlarımızı dengeleyici, yerine göre direnebilmek siyasetini bir türlü izleyemiyoruz. Sonuçta ?´Oltadaki balık´´ olarak 1947´den beri devam ediyoruz.

Sonuçta ABD kendi çıkarlarına bakacak, biz de durum muhakemesine kendimizden başlayalım.

Yıllardır eğitim sorunumuza acil bir çözüm aramazsan.

Bizden mucit çıkmaz, ara elemanı yetiştirmeliyiz dersen

Kendi içinde dövüşüp dururken, geleceğini düşünmezsen

Bilim, teknoloji üretmeye teşebbüs etmez, kullananın önde gideni olursan

Taşıma suyla yani yabancı parayla ekonomi değirmenini döndürmeye devam edersen

Bol bol uyuyup, televizyon başından saatlerce kalkmaz, kitap okumaz, akletmez, eleştirmez hep kurtarıcı ararsan

Lüks AVM´lerde alışveriş yapıp, adamların markalarını giyinip, çağdaş olduğunu sanırsan

Tüketim ekonomisi ve çılgınlığı içinde başkalarının paralarıyla caka satarsan

Kullanışlı aptal olmamaya karar veremezsen

Kimliğin kişiliğin konusunda bile hala anlaşamazsan

Ülken için vizyon ve misyon ortaya koyamazsan ?´oltadaki balık´´ olmaya devam edersin.

Allah, ferasetimizi, basiretimizi, tefekkür gücümüzü artırsın. Bize akıl sağlığı versin.