Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Şinasi KARA


NEDEN ÜLKELER FARKLI GELİŞTİLER?

Doğada, gelişmeyi ve ilerlemeyi zorlayan bir yasa var.


Doğada, gelişmeyi ve ilerlemeyi zorlayan bir yasa var.  Bu yasa sayesinde insanoğlu sürekli ilerliyor. Gelişme aşamaları, tarım, sanayi ve bilgi şeklinde oluşuyor.

Gelişme yasasına uyan toplumlar, diğerlerini geride bırakıyor. Son yüz yılda, aradaki fark giderek açıldı. Gelişme yasalarına uymayan toplumların yok olması kaçınılmaz görünüyor.

Gelişmeyi sağlayan üç unsur var. Bunlar; Toprak, sermaye ve bilgidir.

Gelişme verimli topraklarda başladı.  Ancak, sistem negatif ya da olumsuz değerleri beraberinde getirdiği için, verimli topraklardaki gelişme belli bir noktada duruyor. Bu nedenle, verimli Nil Vadisi, Mezopotomya, İndus Nehri civarında başlayan tarımsal dönemdeki gelişmeler, buralarda, sanayi üretim aşamasına dönüşemedi. Sebebi, tarımsal üretim aşamasında, insanların statükoya hapsedilmeleri idi.

Halkları idare eden krallar, aristokratlar ve din adamları, mevcut düzenin bozulmasını istemediler. Toprağa bağlı üretim aşamasında, statükoya mahkum oldular. Geri kaldılar.

Gelişmeyi, sanayi üretim aşamasına geçiren kuvvet ise sermaye birikim yasasıdır.  Paranın gücünü fark edenler, sermaye biriktirmeye başladı. Paranın servet olarak biriktirilmesi önemli değildi. Biriken paranın ekonomiye yatırım olarak aktarılması ve sanayi üretim kapasitesinin artırılması da gerekiyordu.  Sermaye ile para kazanma düzenini kuramayanlar başarılı olamadı.

Tarihte ilk defa para ile para kazananlar, tapınak şovalyeleri olmuştur.

Tapınakçıların başarısı, bankacılığın ilkel formunu keşfetmelerinden geliyordu. Parasını, Paris’teki şubeye yatıran kişi, İstanbul ya da Kudüs’te, geri alabiliyordu. Tapınakçılar, para havalesi sayesinde zengin oldular. Kazandıkları paraları, krallara, aristokratlara faiz karşılığı borç verdiler. Ancak, faizin yasak olması sonlarını getirdi. Papa’nın fetvası ile 1315 yılında tapınakçıların lideri Paris’te yakılarak idam edildi. Örgüt illegal ilan edildi.

Aradan iki yüz yıl geçti.1520 yılında Papa, faizi  legal ilan etti. Bu ilan, tefecilerin bankacı olmasıyla sonuçlandı. Bankacılar, faiz yoluyla sermaye biriktirdiler. Biriken sermayeyi işletmek zorundaydılar. Önce ticaret ve ulaştırma sektörü finanse edildi.

Sanayi ürünlerindeki yüksek katma değerin anlaşılmasıyla, sanayi yatırımları finanse edildi. Avrupa'da sermayenin önemi anlaşıldı. Avrupalılar, geri kalmış ülkeleri talan etmeye başladılar. Sömürgecilik yoluyla, Avrupa sermaye birikimini tamamladı. Sanayi toplumuna dönüştü.

İslam aleminde ise, faiz yasak edilmişti. Faiz yasak olduğu için sermaye birikmiyor ve toplum, tarımsal üretim aşamasını kıramıyordu. Günümüzde dahi, İslam ülkelerinde sermaye birikmiyor. Biriken sermaye de duramıyor. İslam ülkelerindeki para sahipleri (Krallar ve  yakınları) elde ettikleri fazla parayı, Avrupa sermaye piyasalarına aktarıyor. Sermaye dar boğazı nedeniyle, İslam alemi sanayileşemiyor.

Gelişmenin üçüncü aşaması bilgi ile gerçekleşiyor. İleri sanayi toplumlarında, rekabet yüzünden kârlar azaldı. Kârlı olmak, yeni bilgilerin üretime uyarlanması ile mümkün. Kârın gerisinde sermaye yok.  Zira, karlı işletmelerin döner sermayeleri, sabit sermayelerine göre artıyor. Bu sayede, sermaye birikimi sorun olmaktan çıktı.  Artan sermayenin verimi azalıyor. Faiz ve kârlar düşüyor. Kârlı olmak bilgiye bağımlı hale geldi.

Bilginin egemen olduğu yeni bir dünya düzeni kuruluyor.