Bugün, 15 Temmuz 2020 Çarşamba

Yazarın Diğer Yazıları


Muhammet SAĞLAM


MEFKURE VE DÜNYA

Bir mefkure (ülkü) sahibi olmayan insanlar, insan ömrünün altmış, yetmiş, seksen gibi muhtelif sayılarla sınırlı olduğunu zannederler.


Bir mefkure (ülkü) sahibi olmayan insanlar, insan ömrünün altmış, yetmiş, seksen gibi muhtelif sayılarla sınırlı olduğunu zannederler. Sonsuz-luğun söz konusu olduğu bir alemde sayıların kifayetsiz kaldığı gerçeğinin kimse tarafından farkına varılamamasından olsa gerek insanlar kısa ömürlerinin sona ereceği günü korkuyla beklerler. Kısa ömürlere büyük işlerin nasıl sığdırılacağı sorusuna da kişisel gelişim kitaplarında cevap ararlar. Kifayetsiz ve önemsiz sayıların sınır koyduğu bir dünyada güç ve statü peşinde kısır tartışma, çekişme ve yarışlara girerler.

     Bir mefkureye sahip olan ve mef-kuresinin şuurunda olan insanlar ise diğer insanların dar pencerelerden algıladığı hayata bakıp belki sadece tebessüm eder. Merhum Galip Erdem şöyle der: “Gün gelir ecel hükmünü icra eder. Ülkücü dünyasını değiştirir. ‘Kalabalık’ ona acır, daha iyi yaşamış olmasını temenni eder. Halbuki o, inançları uğrunda yaşamanın hazzını tadamadıkları için ömrü boyunca ‘kalabalık’ a acımıştır.” Bir de ecel hükmünü icra ettikten sonrası var. Nihal Atsız o muazzam dizeleriyle bu noktada da ruhumuza tercüman oluyor.

   Toprak ana uyuturken koynunda bizi

   Yarınkiler ekecektir biçtiğimizi

   Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır

    İşte o gün ruhumuz şad olacaktır.

    Hayat bir tohumun ekilmesi ve belki sulanması kadar kısa. Biçmenize bile müsaade yok. Bir kapıdan girip diğe-rinden çıktığınız süre kadar ancak hayatınız. Peki biçemediğimiz tohumu neden ekeriz? İşte bu yüksek erdemlere sahip olabilmekte mesele. Bir ülkücü, bu gibi adanmışlıkları ve diğer tüm ahlaki olguları bünyesinde barın-dırmak mecburiyetindedir. Ancak bu şekilde yüksek karakter ve seciyeye sahip olup benlikten çıkıp bizliğin şuuruna varabilir. Yoksa kalabalıklardan farkı olmayacaktır. O sebeple ülkü-cülük en kutlu vasıf, ülkücü en şuurlu varlıktır. Yaşamadığımız dünleri özüm- semek, ruhumuzda hissetmek, bugü-ne inkişaf ettirmek ve yarını inşa etmektir ülkücülük.  Dünü, bugünü ve yarını kuşatabilenler ancak ölümsüz olabilir. Ülkücülüğün en yüksek karşı-lığı ve makamı olan yer ise şehadettir. Şehitlerin ölümsüzlüğü de bu yüzdendir. Şehit, adanmışlığın en büyük örneğidir. Şehit mazidir, şehit bugünün varlık sebebidir, şehit yarının garantörü, hakikatin ışığıdır. Şehit varsa mefkure yaşayacak, mefkure varsa şehadet makamı boş kalmayacaktır.