Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


MEDENİYETİMİZ GELECEKTE NEYE BENZEYECEK?

Son 200 yıldır bilim ve teknolojide kat edilen gelişmeleri bilinen tarihin herhangi bir dönemiyle kıyaslamak mümkün değil.


Son 200 yıldır bilim ve teknolojide kat edilen gelişmeleri bilinen tarihin herhangi bir dönemiyle kıyaslamak mümkün değil.

Ancak bilinmeyen veya gizlenen tarihin pek çok döneminde zirveye çıkıldığı ve bir sıfırlamayla karşılaşıldığı tahmini son derece makul.

Evren'de üst düzey yaşam formları olduğuna dair delilleri de bu kapsamda saymalıyım.

Evren'in genişliği 93,3 milyar ışık yılı kadar!

Bu kadar büyük mesafeyi konvansiyonel bilim ve teknoloji ile hayal etmek bile imkânsız.

Ancak halka sunulmayan gerçekler ve çalışmalar var ve elbette kurulan iletişimler, yapılan icatlar, elde edilen buluşlar, keşifler.

Gelin şimdi en azından bir ölçekle görüş alanımıza alalım gizemli geleceği.

“Dünya’da İnsanlığın Ulaştığı Medeniyet Ne Kadar Gelişmiş?” sorusuna kıyas yapabileceğimiz başka hiçbir medeniyet tanımadığımız için (Nikolai) Kardashev Ölçeği ile cevap veriyoruz.

1964 yılında geliştirilen bu ölçeğe göre bir medeniyetin gelişmişlik seviyesini enerji üretimiyle ölçülüyor.

Buna göre 3 seviyeli bir sistem geliştirilmiş bulunuyor:

Tip-1 Medeniyetler: Gezegensel Medeniyetler, gezegenlerine yıldızlarından ulaşan enerjinin tamamını veya buna eşit miktarda enerjiyi kullanabilirler. Dünyada yaşayan insanlık âlemi için bu yıldız Dünya'ya her ân 174 katrilyon watt güç aktaran Güneş'tir. Bu enerjinin pek azını kullanabiliyoruz. 10 katrilyon Watt miktarına bile yaklaşamadığımız için tip-1 seviyesinde bile değiliz.

Tip-0 Medeniyetler: Başlangıç seviyesi olup bunun üzerindeyiz.

Teorik fizikçi ve fütürist Michio Kaku, insanlığın en geç 200 yıl içinde Tip-1 medeniyet olacağını öngörüyor.

O seviyeye ulaşıldığında; volkan hareketleri, tektonik hareketler, flora ve fauna faaliyetleri, iklim olayları gibi süreçler insanlığın denetiminde olacak.

İsveçli Oskar Pernefeldt tarafından tasarlanan "Dünya Bayrağı"nı görmüşsünüzdür.

Bayrak içerisindeki 7 halka, kıtaları ve Dünyadaki her şeyin ilişkili olduğunu anlatıyor.

Bayrağın mavi renginin suyu temsil ettiği söylense de bilenler biliyor gerçek anlamını.

Bu bayrağın öncelikle birkaç yıl içinde ilk koloni kurulduğunda Mars’a dikilmesi düşünülüyor.

Tip-2 Medeniyetler: Yıldızsal Medeniyetler olup Tip-1 medeniyetlerden ortalamada 1 milyar kat daha fazla güç üretip tüketebilirler.

Sistemlerinin merkezindeki yıldızı dev bir reaktöre dönüştürerek onun ürettiği enerjinin tamamını kullanabilirler.

"Uzay madenciliği" yapabilirler.

Milli Uzay Hamlemizi iyi anlamak lazım, uzay kimin ki?

Bizim öğrenciler sınavlar şöyle olsun, böyle olmasın diye tweetler atadursun, neo bilimlerin uzayda uygulanmaya başlandığını söyleyeyim de merakınızı gidermiş olayım.

Bu seviyeye ulaşmak için binlerce yıl beklenilmeyeceği açık.

Tip-3 Medeniyetler: Galaktik Medeniyetlerdir. Bu seviyede sadece gezegenlere ve yıldıza değil, içinde

O seviyede Tip-2 medeniyetlerin kullandığı gücün en az 100 milyar katının kullanılabildiğini hatırlatayım.

Herhangi bir yıldız sistemindeki gezegenleri yapı malzemesi gibi düşünüp onlardan da büyük yeni yapılar oluşturabilirler.

Bizim için o galaksi yarıçapı 52850 ışık yılı olan Samanyolu’dur.

Belki bilmeyenler vardır, 1 ışık yılı 9,46 trilyon kilometredir.

Akla şu soru geliyordur: Evrende bu seviyede medeniyet(ler) var mıdır?

Dedim ya, bu çok makul, işaretler çok.

Tip-4 ve Üzeri Medeniyetler, İntergalaktik Medeniyetler'dir.

Evrende galaksiler arası yolculukları işleyen bilim kurgu filmlerinde buna dair konular işlenmektedir.

Tip-5 ve üstü medeniyetler ise evrene ve hatta çoklu evrenlere hükmedebilirler.

Meşhur soru bu seviyede akla gelmektedir: Simülasyonda mıyız?

Bu sorunun cevabı evetse muhtemelen Tip 5 veya üzeri bir medeniyetin oluşturduğu bir simülasyonda bulunuyoruz ve bunu Dünyadaki hayatımız olarak algılıyoruz.

Evet sevgili okur, umarım kafanız karışmamıştır.

Neticede tv’lerde veya sosyal medyada sabah akşam gördüğünüz şeylere benzemiyor bu konular.

Elin gâvuru büyük oynuyor.

Oyuncak olmaktan oyunculuğa geçmeyi akıl etmek için bir çağrıdır bu.

“öd tengri yaşar kişi oglı kop ölgeli törümiş”

Yani; "İnsanoğlu hep ölmek için doğmuş/türemiş, zamanı Tanrı yaşar." -Orhun Abideleri, Kül Tigin anıtı, konuşan: Bilge Kağan.