Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


Lozan Bağımsızlık Bildirgesidir

1699'da onayladığımız Karlofça Antlaşması çöküş belgemizdi. 


1699'da onayladığımız Karlofça Antlaşması çöküş belgemizdi. 
Türklerin 600 yılı aşkın Batı yönünde devam eden ileri harekatı Batı'yı kuşatması ve baskılaması bitmişti. Berna Gülen artsın dediği gibi; "Asya'nın, İslam'ın batıya olan etkinlik dönemi kapandı."
Avrupalılar anladılar ki, Türkler mağlup edilebilir, ellerinden ülkeler alınabilirdi.
Müslümanlar 19. ve 20. yüzyıl savaşlarını genelde kaybetmişlerdi. Batı ve doğunun her alanda güç farkı hızla Doğu aleyhinde bozuluyordu.
Genel savaşlar içinde bazı cephe zaferlerimizi bir tarafı koyarsak, tek kazanılan önemli Savaş milli mücadeledir.
Harbi umumi sonrası Mondros ateşkesi imzalandığı gün, dünyada bağımsızlığını muhafaza eden tek bir Müslüman devlet kalmamıştı. Ya Hristiyanların himayesi ya da esarete altındaydılar.
Osmanlı Devleti artık ordusuna sahip olamayan, ülkede Can mal güvenliğini temin edemeyen, istediği silahları kullanamayan, gemilerini Denizlere çıkaramayan, silahlarını teslim eden, haberleşme yapamayan, topraklarının işgaline izin veren bir devlettir.
Kısacası devlet-i Aliyye artık resmen vardır, fiilen yoktur. Son padişah ve hükümetlerinin ne yazık ki politikaları 'İngiliz desteği, Fransız dostluğuna' sığınmaktır.
Batılılar, I Dünya Savaşı sonrası Şark Meselesi ne artık kesin olarak çözeceklerini düşünüyorlardı. 
Sevr öncesi yapılan Paris Barış Konferansı'nda Türklere karşı nasıl kin, nefret duydukları, Nasıl yok etmeyi düşündükleri açık olarak belli olmuştu.
Batılılara göre; Anadolu eski Yunan Roma ve Hristiyan toprağıdır. 
Sevr'in maddeleri tüplü dibe vurma, Anadolu'da yok etme projesiydi.
Lozan'ı Sevr ile birlikte değerlendirmek gerekir. Hatta Balkan Savaşı, I Dünya Savaşı ile birlikte yorumlanmalıdır.
Milli Mücadele kazanılmıştır ama bizi Lozan'da yeni bir savaş bekliyordu. 
Lozan'da bize karşı Yüzyıllardır kin kusan haçlı ruhuna, husumet dünyasına karşı tek başımıza, yüzyılların hesabını vermek zorunda kaldık.
Lozan görüşmeleri 166 gün sürdü, 3 defa tekrar savaşın eşiğine geldik.
Batılılar: 'Yunanlılar Kurtuluş Savaşı'nı kaybetti bir gün biz I Dünya Savaşı'nı kazandık. Bu bakımdan Lozan'da serv üzerine biraz değişiklik yapılacak' Tezi ile masaya oturmuşlardı. Milli Mücadele zaferimizi görmezden geliyorlardı. Masa başlarında bize hep dikte ettirmeye, istediklerini almaya alışmışlardı.
Lozan Antlaşması, günümüz türkiye'sinde de tartışılmaya devam ediyor. 
Geçmişimize, tarihi şahsiyetlerimize, önyargılarımızla, ideolojik tavırlarımızla, çarpıtmalar yaparak acımasızca eleştiriler yapıyoruz. Geçmişimize geleceğimize yazık ediyoruz.
Her bir başlık için uzun analizler yapmak gerekir ki yerimiz yeterli değil.
Lozan'ın O günkü şartlar ve güç dengeleri içinde eksikleri olmuştur.
Her şeye rağmen tarihimizde son yüzyılların en onurlu antlaşmasıdır.
Unutmayalım ki, sevr ile Lozan arasındaki Toprak Hacım farkı 300 bin kilometreden fazladır.
Sevr de bize 8 milyon nüfuslu 400 bin kilometrekare civarında Toprak bırakmışlardı ama o coğrafyanın Anlaşılan oydu ki geleceği de olmayacaktı.
Lozan'ın bazı eksikleri zaman içinde giderildi.
 Musul konusunda, Türkiye'nin O günkü iç ve dış şartları, İngiltere ve Milletler Cemiyeti'nin ortak, uzlaşma tavırları, İstanbul ve boğazların bile daha kurtarılmış olması vs etkenlerle istenen sonuç alınamayacaktı.
Milli Mücadele ve Lozan ile Anadolu'nun batısı Yunanlılara, doğusu Ermenilere verilmedi İstanbul Boğazlar Elimizde kaldı. İstanbul'un yeniden kurtarıldığını düşünün. Osmanlı'nın 3 başkenti olan İstanbul Bursa ve Edirne vatanımız kaldı.
Kapitülasyonların kaldırılması başlıbaşına kurtuluştur. Ticaret, yargı, Toprak alım satımı, gümrük, posta, Kabotaj gibi birçok alanda yabancılara azınlıklara tanınan farklılık, üstünlük, ayrıcalıkların tümden kaldırılmış olması her şeye bedeldir, özgürlük ve Bağımsızlığımızın temelidir.
 Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi anlaşması sonuçlarını hiç düşünüyor muyuz acaba? 
Şüphesiz ki Lozan üzerine konuşulacak çok şeyler vardır. Lozan Antlaşması, Uluslararası Hukuk bakımından varlığımızın temelidir, Türkiye'nin kuruluş senedi dir, ülkemizin tapusudur. Cumhuriyetin mi Türkiye'nin temelleri atılmıştır. 
Milli şuuru, hafızası zayıf olan,geçmişi, tarihi şahsiyetleri ile kavgalı olan toplumların geleceği karanlık olur, nerelere sürüklene bileceğin hesabı bilinmez. Türkiye Cumhuriyeti'nin kıymetini bilelim, devletimize milletimize sahip olalım, Bütünleşelim, dünyadaki tüm mazlumların umudu olalım. 
Allah'ın yardımı üzerimize eksik olmasın.