Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


KEFENİ İHRAMIYDI

Namazsız ezan ile ezansız namaz arasında hızla geçen ömrümüzden hep tüketiyoruz.


Namazsız ezan ile ezansız namaz arasında hızla geçen ömrümüzden hep tüketiyoruz.

Doğayı bile tüketiyoruz.

Sevgiyi saygıyı hoşgörüyü de tüketmekteyiz.

Bu ülkede çeşitli dönemlerde gençlerimizi de tükettik. Milli projelere emek veren, bu ülkenin beyinlerini, değerlerini, güzel insanlarını bile harcamaktan çekinmiyoruz. Demek ki geleceğimizi bile tüketiyoruz.

Yaşadığımız yüzyılın ilk 10 senesinde uydurma iddianameler, kumpaslar, sahte deliller, her türlü namertliklerle, TSK'nın milli unsurlarını, projelerini yok etme girişimleri izlendi. Vatansever anti Amerikancı subaylar yargılandılar, bir türlü devre dışı bırakıldılar. Yargılandıkları mahkemelerin kararlarından, oduncunun kantarı daha adildi.

Ne hayatlar söndürüldü ne dramlar, öyküler yaşandı.

Deniz Kurmay Albay Murat Özalp’ın Mamak'ta geçirdiği beyin kanaması neticesi hayatını kaybetmesi üzerine, Hasdal cezaevinden arkadaşı Kurmay Albay Aykar Tekin'in yolladığı mektubu sizlerle paylaşmak istedim:

“Silah arkadaşları olarak bizler cenaze törenine Hasdal'da televizyon ekranları başından gözyaşları ve dualarla iştirak ettik.

Sadece kendilerinin inançlı Müslümanlar olduğunu düşünen o vicdansızların acaba Murat Albay’ın kefen bezinin, umrede sarındığı ihram olduğunu öğrendiklerinde bir parça vicdanları sızlamış mıdır? Yaptıkları haksızlıkların hesabı verilmesi gereken ağır bir günah olduğunu anlamışlar mıdır? Bizleri sadece üzerimizdeki beyaz üniforma ile halktan uzak salon subayları gibi göstermeye çalışan o bozuk zihniyetler, her birimizin işçi, köylü, memur, esnaf sınıfından gelen orta halli Anadolu ailelerinin çocukları olduğumuzu anlamışlar mıdır?

Bilirler mi ki onlar; bizlerin görev yaptığı o savaş gemilerinin en yüksek direğinde şanlı Sancağımızı dalgalandırdığımız yerin hemen yanı başında, çelik bir muhafaza içerisinde kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i de taşırız.

Bilirler mi ki onlar; komutasını devraldığımız gemilerde yaptığımız ilk işlerden birisi o Kur’an-ı Kerim’in yerinde olup olmadığını kontrol etmek ve görevler esnasında kimsenin burnu kanamasın diye geminin baş üstünde dualar eşliğinde kurban kesmektir.

Bilirler mi ki onlar; gemilerimizle sefere çıkarken verdiğimiz ilk komut “bismillah makina dümen manevraya hazır ol, bismillah halatlar fora”, seferden dönüşte verdiğimiz son komut “bismillah demir fundo, bismillah makina dümen tamam”dır.

Ve yine bilirler mi ki onlar; bizler, asil Türk Milleti’nin vergileri ile alınmış o savaş gemilerinin komutasını devralırken, o gemilere sadece 4 bin tonluk birer çelik yığını olarak bakmayız. O gemilerle birlikte, içindeki vatan evlatlarının, Mehmetçiklerin de sorumluluğunu omuzlarımızda hissederiz. Bu yüce Türk Milleti’nin de onur ve şerefinin sorumluluğudur.

İşte Murat Albay da o ruhla görev yaptı.

Mekânı cennet olsun.”

Herkes hayatını sorgulanmalıdır. Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değer değildir.

Siyasi ve sosyal yapılanmalar da taraf oluyor, birbirimize acımasızca kıyıyoruz.

İnsanların doğruluğuna, erdemlerine bakmadan, siyasal görüşlerine göre tutum takınmak, tavır almak ülkemizde yaygındır, ne kadar yanlıştır.

Ön yargılarımız, genellemelerimiz acımasızdır. Her şeyin en iyisini biz biliriz, her şeyden anlarız.

Teşkilatlarımız güçlü olduğunda devleti ele geçirmeye kalkarız. Sonuçta devlet durur durur bizi ele geçirir.

Herkes bizim gibi düşünmelidir. Bizim doğrularımız dışında doğrular yoktur. Unuturuz ki, rabbim bile insanları tek renk, tek dil, tek millet, tek fikir biçiminde halk etmemiştir.

İnsanların kişiliğini, dinini, imanını, ahlakını düşüncelerini sorgulamada çok ileri gideriz.

Biz zahire göre hükmederiz, oysa gönülleri ancak Allah bilir. Rabbim bize şah damarımızdan yakındır.

Ömür boyu firavunla aynı yatağa baş koyan Asiye'nin cennete gittiği, bir peygamberle aynı yastığa baş koyan Lut'un karısının cehenneme gittiği, hiç kimsenin garantisinin olmadığı bir dünyada sınavda olduğumuzu unuturuz.

Ayrıca Belam İbni Baura nın başına gelenden de ibret almalıyız.

Rabbim hizmetimizi ve basiretimizi artırsın.

Tüm güç ve yetkilerin elinizin altında olduğunu hissedersiniz. “Güç bende” dersiniz. Aslında nefsinize tutsak olmaktasınız.

Unutmayın ki…

“Sabahın bir sahibi” vardır.

N. Topçu'nun dediği gibi bir Müslümanda “mesuliyet de isyan ahlakı” olmalıdır. Yani mesuliyet ahlakı ile hesap verecek, isyan ahlakı ile hesap sorabilecektir.

Eğer insanlar, mensup oldukları siyasi partilerin ya da temsilcilerinin yanlışlarını, eksikliklerini, hukuksuzluklarını, aidiyet duygusu, “bizden” anlayışı ile görmezden duymazdan geliyorsa, o insanlar, kişiliklerini, erdemlerini yitirmişlerdir.

Gerçeği görmek, yanlışı söylemek, eleştiri yapabilmek; bilgi ve akıl kadar, ahlak ve namusla da ilgilidir.

Toplumun düzelmesi için “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel alınması, kanun hakimiyetinin, kanun önünde eşitliğin sağlanması esastır.

Bir ülkede adaletin sarsılması, sonun başlangıcıdır.

Hukukun yanı sıra liyakate önem verilmiyor, liyakat yerine partiye, lidere sadakat aranıyorsa orada felaketler dizisi başlamıştır.

Adalet ve liyakate uymayanlar, Allah'a, peygamberine de ters düşmüşlerdir.

Allah'ın yardımı üzerimize eksik olmasın.