Bugün, 15 Temmuz 2020 Çarşamba

Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


KAZAK ABDAL GİBİ

Herkes akıntıya kapılan kibrit çöpü gibi zaten gerçekleşmiş kendi ölümüne koşar adım ilerliyor değil ki!


Herkes akıntıya kapılan kibrit çöpü gibi zaten gerçekleşmiş kendi ölümüne koşar adım ilerliyor değil ki! Yaşamının ve yaşamanın her ânına, yeni bir tomurcuğun veya toprağı delen yeni bir fidanın vakti imiş gözüyle itina eden büyük rüyaların görünmez devlerini hisetmemeniz ne acı!

Gönül telinde hiç dinmeyen ve bıktırmayan bir sızı misâli titreşip duran nağmelerin müsebbibi işte onlardır ve hiçliğe terfi ile malayani olandan sıyrılmakla beraber yönünü yegâne olana çevirmeyi başardıkları için hakikatte yaşayan da yine onlardır sırf.

Geniş Türk coğrafyasında eğer milliyet unutulmadıysa onlar iledir. Onlarsız topluluklar ise ancak moğola ordu olmuştur, rusa köpek, nazilere meftun.

Ki milliyet, kişiyi işte iradesiz o kibrit çöpü olmaktan kurtarma gücündeki daldır ki tutunup kendi yönünü çizebilsin, fetihlerde bir kadırga veya karaya çıkışın kızağı, uzak kıtalara giden uzun yolun ilk adımı olsun. Milliyet, kızılelmayı karşı konulmaz bir arzu kılan coşkudur.

Kendini bilen ama kendinden bilmeyen, Bilinmeyi Murad Edeni bilen ve başka bir bir şey bilmeyen gönül insanlarının yüzü suyu hürmetine nefes alıyor olabiliriz. Ama bu yaşıyor olduğumuz anlamına gelir mi, emin değilim.

Memlekette adam kıtlığı varmış gibi, çok sayıda konuma aynı anda atanıp, aynı mesai için konum sayısı kadar maaş alan sözde muhafazakâr yerlileri (!) yine onlar gibi millî (!) unsurlar savunuyor.

Bu yerli ve millî (!) nesneler, işe göre adamları yani dinin ve örfün emrettiği nitelikteki yetişmiş insanları istihdam etmek şöyle dursun, fetövârî taktiklerle onları etkisizleştirme yolunu tercih ederler.

Çünkü adam gibi adamlar hem işlerini esas ve usulüne uygun olarak mükemmelen yapar hem de bu yavşakların kurduğu şeytanî düzeni kafalarına geçirmekle kalmaz, kursaklarından işkembelerine akıttıklarını, yani kamunun hakkını onlara kan kusturur.

Kamunun hakkını gasp eden herkes haindir, karşı çıkan hain oğlu haindir.

Gezi zekâlıya anlatır gibi anlatayım:

Son bir aydır camilerin en azından bahçesine kavuştuk, Cuma namazının farzını olsun orada cemaatle kılabiliyoruz şükür.

Namazdan sonra bakıyorum, evden getirdiği namazlığını rulo yapıyor bazıları, diğer birçoğu ise arkasına önüne dikkat etmeden katlıyor.

Kısacası, namazın farzlarından birini, yani namaz kılınan yüzeyin temiz olması gerekliliğini kaale almayanların oranı oldukça yüksek.

Bu arada; çorabıyla betona/yere basanları, elinin ayasını oraya buraya koyanları saymıyorum bile.

Neymiş, Vali karton vs getirmeyi yasaklamış, bütün mesele çözülmüş!

Temizlik imandan değil miydi ya?

Konuyu nereye bağlayacağım, bakınız:

Fıtrat açısından cinsiyet dokunulmazdır, saygındır ama bir de cinsiyetçi yaklaşımlar var.

Meselâ; kaypak karakterli olmayı nitelemek veya söz verdiği vakte riayet etmeyerek diğer insanları bekletenler için “kadın cinsiyeti” temelli ifadeler kullananları görmekteyiz.

Ama bakalım birlikte, sözgelimi toplantılara, salon etkinliklerine geç kalan protokol mensupları içinde kaç tane kadın gördünüz?

Oysa birçok erkek kılıklı şahıs; kasıtlı olarak geç gelir, programı böler, ilk iki sırayla baştanbaşa tokalaşır, ceketini çıkarıp bir hizmetçiye verir, salonu şöyle bir süzer ve dakikalar süren sapkınca ritüelden sonra yayılarak oturur.

Bu esnada salonda bulunup değersizleştirilen ve bu muamele ile açıkça hakarete uğrayan misafirler ne yapar?

Erkek kılıklılara hak ettikleri saygıyı gösteren cümleler kurarlar, içlerinden.

Bir örnek daha:

Bir sırrınız varsa onu emanet etmemeniz gerekenler bellidir.

Şöyle bir geçmişinizi tarayın, erkeklerin iyi sır tutucular olduğuna dair hatıranız var mı?

Ama kadınlar, eğer samimi iseniz, size de âdeta anne olurlar, canları pahasına sırrınıza sahip çıkarlar.

Evet, olayın nereye varacağını düşünmeden sizin için çarpışır kadınlar, erkekler çoktan sıvışıp gitmiştir hâlbuki.

Bu iki olay da aynı şeyi anlatır:

Cinsiyetçi yaklaşımlar arızalıdır ama ille de kullanacaksanız, kadınlar erkeklerden daha delikanlıdır.

Düşünce örgütlerine bakın ayrıca…

Erkekler sinsidir, sinmiştir, börtü böcek peşindedir.

Ama kadınlar?

Fikirleri vardır, altyapıları vardır, çatır çatır konuşur, savunurlar.

Dinlerler ama itirazları nettir, serttir.

İkna etmelisiniz, yoksa sizi yere yıkıp zafer bayrağını göndere çektiklerinde ayak tabanlarını şakağınızda hissedersiniz.

En başarılı casuslar kadındır.

En çirkin hainler ise erkek.

Türk milletinin tarih boyunca en önemli gücü belki kadınları olmuştur.

Onu alt edecekseniz, kadından yola çıkmalısınız.

Erkekliği fizyolojik hayvanlık boyutunu aşamamış olanları anlatmak için kullanamazsınız “kadın” tabirini!

Kadınları sindirilmiş, çizgisinden kaydırılmış bir topluma da belki yerli ve millî diyebilirsiniz ama Türk diyemezsiniz.

Müslümanların savaştıklarını iddia ettiklerinin kollarına atıldığı ve onların kölesi, esiri hâline dönüştüklerini algılayamadıkları bir çağda Anadolu Bacılarına ihtiyacımız “su” mertebesindedir.

Ne yapıp etmeliyiz, sayıları sınırlı bu hayatî varlığımızı güçlendirmeliyiz.

Ancak o vakit erkekler erkek olabilir.

O vakte kadar Kazak Abdal haklıdır.