Bugün, 26 Kasım 2020 Perşembe


Yazarın Diğer Yazıları


Necdet TOPÇUOĞLU


İKTİDAR KURULTAYI

.


Hafta sonu Ana Muhalefet Partisinin kurultayı yapılacaktır. Kurultayın adını ‘’İktidar Kurultayı’’ koymuşlar. Çok şaşırdım doğrusu. Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi daha yeni sistemin ne olduğunu anlayabilmiş değildir. Bu sistemde iktidar olan Cumhurbaşkanı’dır. Meclisin bir hükmü kalmamıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Milletvekili genel seçimleri ayrı ayrı yapılmaktadır. Meclisin Milletvekili sayısı 600 kişidir. Diyelim ki Milletvekili seçimlerinde 301 Milletvekili alarak salt çoğunluğu aldınız, iktidar mı olacaksınız? Bu hesaplar eski sistemin hesaplarıdır.

Meclis çoğunluğunu alarak iktidara gelmek mümkün değildir. Parlamento hükumet sistemini siz referandum ile tarihin derinliklerine gömdünüz. İktidar olmak demek hükumeti kuracak çoğunluğu almak demektir. Bu görev Anayasa ile seçilecek Cumhurbaşkanına verilmiştir. Şu anda bir partinin veya ittifakın iktidarı yoktur. Mevcut iktidar Sayın Recep Tayyip Erdoğan iktidarıdır. Halen bunu görmezlikten gelmek bilgisizlik değilse büyük bir saflıktır.

Erken veya zamanında yapılacak bir Genel Seçimde, Meclisin salt çoğunluğunu muhalefet bloku denilen Millet İttifakı almış olsa, Cumhurbaşkanlığını da Cumhur ittifakı kazanmış olsa iktidar kim olacaktır? İki seçim de ayrı ayrı yapıldığı için böyle bir sonucun ortaya çıkması ihtimali bulunmaktadır. Hiç tereddütsüz Cumhurbaşkanı kim seçilmişse hükumeti kurma görevi onun olacaktır. Hatta kuracağı hükumetin Meclisten güvenoyu almasına bile ihtiyaç yoktur. Halen bunun anlaşılmamış olması çok üzücüdür.

Muhalefet partilerinin tamamı iktidar olmak istiyorlarsa, güvenilir bir Demokrasi Bloku oluşturmak zorundadırlar. Bu blokun hiç fire vermeden destekleyecekleri, bütün partilerin ortak paydası sayılabilecek bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarmaları zorunludur. Şayet çıkardıkları bu aday %50’nin üzerinde oy alarak seçilirse iktidar olma hakkını seçenler adına o kullanacaktır. Halen bunu anlamayanların ülkeyi yönetmeye talip olmalarını da ben anlamıyorum.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Modeli iki partili sistemi zorunlu kılmaktadır. İki parti yoksa iki ittifak olmak zorundadır. Mevcut Cumhur ittifakı ve Millet ittifakının olması bunun ispatıdır. Bu modelde sonuç %50+1 ile alınabilmektedir. Bu model uzun vadede değişmediği takdirde ittifaklar partilere dönüşmek zorundadır. Kaldı ki bu sistemin değişmesi bile sistemi değiştirmek isteyen bir Cumhurbaşkanının varlığına bağlıdır. Cumhurbaşkanı değişiklik talebini Meclise getirmediği takdirde, Meclisin kendiliğinden böyle bir irade ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Birbirine benzemeyen partilerin oluşturduğu parçalı bir muhalefet yapısı ile sistemden geri dönüş hayal bile edilemez. Ancak sistemin iyileştirilmesi için farklı ortaklar bulunması mümkündür.

Milletvekilliği Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ayrı ayrı ele alınmak zorundadır. Partiler Milletvekili seçimlerine tek başlarına girebilecekleri gibi, birden fazla ittifak yapmaları da mümkündür. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçiminde ya iki parti, ya da iki ittifak mecburiyeti bulunmaktadır. Aksi takdirde bu mecburiyete uymayanlar, daha başlangıçta seçimi kaybetmeyi göze almış demektir. İkiden fazla ittifak kurulmasına yönelik tartışmalar taktik amaçlı olup, içi boş tartışmalardır.

Ayrım yapmaksızın, bütün muhalefet partilerinin, ‘’İktidar Kurultayı’’ yapma yerine ‘’İttifak Kurultayı’’ yaparak, müşterek aday gösterecekleri Cumhurbaşkanı adayının nitelikleri ve uygulayacağı programın çerçevesi konusunda mutabakat arayışı içinde olmaları gerekmektedir. Böyle bir çalışmanın seçmen nezdinde daha inandırıcı olacağı düşünülmektedir. Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı sorununu halletmeden, hiçbir konu da adım atmasının mümkün olmadığını artık anlaması gerekmektedir.

Cumhur ittifakı, karşısında tutarlı bir muhalefet bloku görmediği için, yeni rejimin hukukunu ve kurumlarını tereddüt etmeden yerleştirmektedir. Ayrıca, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükumet modelinde ısrarlı olmadıklarını, daha iyisini buldukları takdirde değişikliğe açık olduklarını açıklayarak, yeni ittifak ortaklığına kapı aralamışlardır. Bütün bu manevralar sistemde iyileştirmelerin mümkün olduğunu, ancak geri dönüşün kolay olmadığını göstermektedir.

Cumhuriyet Rejiminin yıkılıp, yerine getirilecek rejimin tam anlamıyla kurulması için, ‘’Geri Dönüş Eşiği’’nin aşılması zorunludur. İktidar Bloku son zamanlarda başta Ayasofya Hamlesi olmak üzere, attığı adımlarla geri dönüş eşiğini aşmak istemektedir. Cumhuriyet geri dönülmesi imkânsız bir yöne doğru savrulmaktadır. Bu gidişten kurtulmak için cesur, akıllı ve yüksek vizyonlu bir siyasi önderliğe ihtiyaç vardır. Birisi çıksın bunu yapsın diye beklemenin anlamı yoktur. Kendilerini halen eski sistemden kurtaramamış olan siyaset adamlarının küçük siyasi hesapları ile bu işin içinden çıkılamaz. Ya teslim olduğunuzu ilan edin, ya da akıllı olup, gereğini yapın. Gereğinin ne olduğunu başka nasıl anlatalım?

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir sözü, artık anılarda kalmıştır. Meclis kendi oyları ile egemenlik haklarını, seçimle gelen Cumhurbaşkanına devretmiştir. Yetkilerini kaybetmiş bir Meclis içinde iktidar arayışında olmak, halen nelerin kaybedildiğini bilmemek anlamına gelmektedir. Halbuki bir süre sonra Meclisin bile tartışma konusu olacağı düşünülmelidir. Gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğiz.