Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Muhammet SAĞLAM


HAY REKTÖRÜNÜZÜ DİKEYİM

Dikmek fiilinin siyaset sahasına dair halk ağzında bir kullanımı vardır bizim taraflarda (Ordu yöresi). 


Dikmek fiilinin siyaset sahasına dair halk ağzında bir kullanımı vardır bizim taraflarda (Ordu yöresi).  İnsanlar pazar günü sandığa gidip oylarını kullandıktan sonra eve dönerken bir tanıdıkla karşılaşır ve aşina olduğumuz sohbetler yaşanır. Hâl hatır sorma faslında “niyabiz” sorusuna “hökümeti diktim ben eve gidim” şeklinde karşılık verilir genelde. Türk milletinin demokrasi denen kendi aslına yabancı olan kavram karşısında verdiği mücadeleye dair çok şey anlatıyor bu cümle. Demokrasiyi algılayışına dair ipuçları da var fazlasıyla. O yüzden bu cümle önemli. Türk milleti her şart altında varoluş amacına uygun hâl ve hareketler takınmayı vazife bilmiştir tarih boyunca. Devlet ve millet arasındaki ilişki de bu bağlamda sürmüştür. Devlet dediğimiz organizma haddini aşıp milletin varoluş amacına aksi hareketlere giriştiğinde yürütücü kuvvet olan milletin bir tepkisiyle karşılaşa gelmiştir. Dolayısıyla bu durum (devletin kaderini tayin etme durumu) demokrasiye ait bir nimet değildir, en azından bizim için öyledir. Bu yüzden demokrasi milletin kendi geleceğini kendisi tayin etmesi falan değildir. Millet kendi geleceğini kendisi tayin edemeyecek vaziyette ise zaten millet olma hüviyetini çoktan kaybetmiştir. O sebeple demokrasi bir dönüm noktası falan değil, tercih edilen bir rejimdir. Bu bahsi geçen ezber cümleler etrafında şekillenen laflara hala riayet eden varsa bu cümleler ona saçma gelecektir. Okumayı bırakabilir…

      Türk milleti sandığa gittiğinde hükümete diktim der çünkü yaptığı tercih, millet olma hasletine sahip olduğunun ifadesidir. Yaptığı tercih, varoluş, yaratılış amacına şüphesiz uygundur. Bireylerden müteşekkil olan milletin diğer fertlerinin de bu hasletle hareket edeceğine inanır ve hükümeti diktiğini ifade eder muhatabına. Karşındaki de aynı şekilde karşılık verir. Bu bahsettiğim muazzam uyumun ve kabiliyetin rafa kalkmasıyla Türkiye'de demokrasinin yerleşmesi paralellik arz eder. Bu rafa kalkma durumu hiç şüphesiz bir takım kimselerin epeyi hoşuna gitmiştir, belki de bu işte parmakları vardır. Türkiye'de demokrasi diyerek ululanan şey milletin varoluş amacı dışında da görüşlerinin Türkiye topraklarında temsil ve söz hakkı bulunmasından başka bir işe yaramamıştır bu vakte kadar. Bu yazı çerçevesinde demokrasi kavramına haksızlık ettiğimizi düşünenler varsa bugüne dek demokrasinin pratikteki uygulanışına yabancı kalışımızın bizde bıraktığı intibaın yarattığı cahilliğimize versinler, bizi hoş görsünler.

Tanzimat’tan beridir Türk olmayanın Türk’e hadsizliğinin artmasına şahit oluyoruz. Tanzimat’tan evvel bir gayrimüslim bir Müslümanın önünden geçerken atından iner öyle geçerdi önünden. Saygının derecesi buyken demokrasinin ülkemize sirayeti Türk olmayanı ne konuma getirdi varın siz düşünün. Anlatmak bana rahatsızlık veriyor… O dönemden beri bir şeyler rafa kalka kalka bugünlere geldik. “Hökümeti dikmek” ifadesi ve şiarı artık birçok kimseler tarafından yabana atılır, anlaşılmaz oldu. Artık herkesin görüşüne saygı duyulmaya başlandı, isteyen istediğini söyler oldu. “İsteyen istediğine oy verir, doğal hakkıdır” bir düstur oldu. Bu safsatalar demokrasi tanrısının ayetleri oldu. Bu tanrının kulları da geçen hafta bir eylem yaptılar. Olayın cereyan etme sebebi şuymuş: Bunlar bir rektör seçimi yapmış ve bir akademisyeni rektörlüğe seçmişler (öğrenciler), cumhurbaşkanı da en fazla oyu alan adayı değil bir başkasını rektörlüğe atamış. Bu zaten Türkiye’de öteden beri konuşulan, tartışılan bir meseledir. Öğrenciler oy falan kullanır ama cumhurbaşkanı en yüksek oyu alan üç adaydan birini seçer. Yeni bir durum değil yani. Benim açımdan önemi olan bir durum da değil. İsterseniz en yüksek oyu alanı kantin görevlisi yapın isterseniz rektör, ben her şartta kabullenirim. “Hökümeti diktim” diyen Türk insanındaki kararlılığa ve itikada sahip olmadığınız sürece neyi nereye dikerseniz dikin. Siz bu kafada oldukça ben de rektörünüzü dikeyim.