Yazarın Diğer Yazıları


Muhammet SAĞLAM


FALLARI GRAFİKLERDE BAKILANLAR

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu şartların vahametinden bahis açınca siyaseten “muhalif” tavra sahip olduğunu iddia edenler paralel bir konumda olduğumuzu, benzer fikirlere sahip olduğumuzu düşünüyor.


 
Türkiye’nin içerisinde bulunduğu şartların vahametinden bahis açınca siyaseten “muhalif” tavra sahip olduğunu iddia edenler paralel bir konumda olduğumuzu, benzer fikirlere sahip olduğumuzu düşünüyor. Hiç de öyle değil. Türkiye’de muhafazakârların neyi muhafaza ettiklerine bir türlü açıklık getirememeleri gibi muhalifler de neye muhalif olduklarına bir netlik kazandıramıyorlar. Türkiye’de bir iktidar-muhalefet kutuplaşması veya cepheleşmesi yok. Çünkü Türkiye’de gücü elinde bulunduran bir iktidar yok. Size iktidar diyebilmemiz için mekanizmayı kendi iradeniz ve düşünceleriniz doğrultusunda yönlendirmeniz, yönetmeniz gerekmiyor mu? Ancak Türkiye’de iktidar sahibi olarak bilinenler neyi yönlendiriyor ve yönetiyor kendi iradesiyle? Geçen haftalarda bir balondan bahsetmiştim. Balon patlarsa veya sönerse ne yaparız diye kara kara düşünenler iktidar veya muhalefet kanadından (Cephesinden değil, kanadından. Aynı takımda olan insanlar farklı kanatlardan Türk milletine hücum ediyor.) yerini seçerek işe başlıyor. Türkiye’de siyasi dalaverelerin kanat hücumu değil cephe savaşı olduğunu zannediyorsanız size yanıldığınızı göstermek bilirim ki zor. Hele ki balonların görsel şölenine zafiyetiniz varsa… 
Balonun sıhhatine hizmeti Türkiye’ye hizmet diye yutturanlara ve yutanlara ne izah edilebilir? Onlar çoktan yola girmişler.(Ya da yoldan çıkmışlar.)
 Sistemin aleyhine iş çeviremedikten sonra sistemin çizdiği sınırlar içerisinde bir iradesi olduğunu iddia etmenin mantıklı bir yanı var mı? 
Son günlerde Türk lirası karşısında dolar ve Euro yükseldikçe oluşan hengâmenin iyiye yorulur bir tarafı var mı? Muhalefeint doları, euroyu indirmeyi vaat ederek, halkın refah seviyesinin yükseltileceğini söyleyerek yürüttüğü siyaset ne anlam ifade ediyor?  Hoş sözler neyi perdeliyor? Dünyadaki işleyişin çanına ot tıkamıyorsa muhalefet, o neye muhalif olabilir? Hiçbir şeye. Dünya sistemine hizmetinin takdir edilmesiyle beraber Türkiye’ye kazanım sağladığı iddiasında olan iktidarın yerine geçmeyihedefleyen muhalefet, daha fazla takdir kazanarak mı Türkiye’yi “yaşanabilir” bir ülke haline getirecek, doların ateşini söndürecek? Eğer bunu yapacaksa muhalefet, iktidarın muhalifi değil muadili olmaktan öteye geçemez. Geçemiyor da zaten. İktidar, iktidarını kimlere güvence vererek elde ettiyse muhalefet daha fazla güvence ve fedakârlıkla iktidarı ele geçirmek niyetinde. Mesela Ali Babacan’ın aşı zorunluluğu ile ilgili vaat ve düşünceleri muhakkak görmezden gelinmeyecek, önemli bir koltuk kazandıracaktır ona. Meral Akşener’in İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararlı tavrı,  onun grafiğini olumlu etkileyecektir. Örnekleri arttırmaya lüzum yok. Her akşam haber bültenlerinde görüyorsunuz ya da bakıyorsunuz. Türkiye’yi Türkiye yapan, Türk’ü Türk yapan ne ise onu bilmeyenlerin kendi falını grafiklerde bakması ve Türkiye’nin falını da kendininkiyle paralel hale getirmeye çalışması ihanetin ve sefilliğin geldiği -an itibariyle- son nokta. Türkiye’nin kaderini grafiklere bakanlar, yeni dünya düzenine “kur” yapanlar mı belirleyecek yoksa Türkler mi? Türkiye kiminse onlar belirleyecek.
21 Rebiullevvel 1443