Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Şinasi KARA


EMPERYALİZMİN BEŞ METODU

Modern dünyada, para öne geçti.


Modern dünyada, para öne geçti. Ne öne geçerse, emperyalizm kendi çıkarına kullanır. Günümüzde emperyalizm, parasal metotları kullanıyor.

Emperyalizmin kullandığı metoda karşı, açık kapı bırakanlar, mücadelede başarılı olamaz. Karşılığını ülke büyük bedeller ile öder.

Emperyalist ülke, mümkün olduğu kadar kendi parasının kullanılmasını ister. Bu konuda düzen kurar. Bunların başında, rezerv para sistemi geliyor. Rezerv para tutan ülke, tuttuğu rezervin karşılığı kadar, emperyaliste faiz öder. Bu nedenle emperyalist, rezervlerin artması yönünde politika üretir. Uluslararası sorun yaratır. Sorun olunca, ülkeler daha çok rezerv para tutar. Emperyalist sömürdüğü ülke halkını, daha çok rezerv tutmaya ikna eder. İşbirlikçi çoktur. Uluslararası derecelendirme kurumları kanalıyla, rezerv eksiğiniz var dedirterek not kırdırır. Rezerv artışını savunanlara, şüphe ile bakınız.

Dolar basan bankerler, dolar ile dünyayı idare etme peşindeler. Bunu saklamıyorlar. Dolar üzerindeki işaretler ile niyetlerini açıklıyorlar. Ülkeler borç verip, faiz kazanmakla yetinmezler. Siyasi sonuç elde ederler. Metotları bellidir. IMF kanalıyla devletler borçlandırılıyor. IMF özel sektör ile ilgilenmez. Hedefinde hükümetler vardır. Para verdikten sonra, alacaklı olduğu ülkenin ekonomik egemenliğine el koyar. Siyasi sonuçları dahi kontrol eder. Düşük kredili faiz vermesi aldatmacadır. Amaç, siyasi sonuç elde etmektir. Her kim ki ''IMF düşük faizli kredi veriyor, neden ondan almıyorsun'' diye söylem üretiyor. Ona şüphe ile bakmanız gerekiyor.

Emperyalist, Merkez Bankalarını ele geçirme peşindedir. Merkez Bankasını kaptıran ülkenin iki yakası bir araya gelmez. Dikkat ediniz, dünyanın en borçlu ülkesi Amerika’dır. Amerikan merkez bankası olarak görev yapan FED 8 banker ailesine aittir. Amerikalı çalışır, vergi öder. Amerikan Devleti her yıl bankerlere 500 milyar dolar faiz ödüyor. Japonya’da aynı kaderden kendini kurtaramıyor. Dünyanın en borçlu ikinci devleti Japonya’dır. Japonlar, katma değerli mal ürettikleri için, bankerlere ödediklerini diğer ülkelerden, mal piyasası kanalıyla topluyor ve rahatsız olmuyor.

Merkez Bankası mülkiyeti ele geçiremedikleri zaman ''merkez bankası özerk olsun'' fikrini kabul ettirirler. Piyasa yapıcı bankaları ele geçirdikleri zaman, aynı sonuca kolaylıkla ulaşırlar. Merkez bankasını ve piyasa yapıcı bankalarını kaptırmayan ülkelere, bankalara borç vererek amaçlarına ulaşıyorlar. Sorun ulusal bankaların dış borcundan kaynaklanır. Dış borca devleti kefil veren sistemi kurdukları zaman, sonuç istedikleri gibi işliyor.

Söz geçiremedikleri siyasi liderleri swap yoluyla dize getirmek başka bir metottur. Ulusal parayı yüksek faizle kullanıp, serbest piyasada dolar kurunu yükseltmek klasik metottur. Onlar için birkaç milyar dolar kaybetmek sorun değil. Zira, dolar faizi yüzde 0,25’dir. Maliyet getirmiyor. Bu yoldan, onlara koz vermemek lazım. Ulusal bankaların, dış aleme swap yoluyla TL kredilerini kapatmak gerekiyor. Bu yolu açık tutanlar, kur artışını önleyemiyor. Ani kur artışları, finansal sorun yaratıyor.