Bugün, 4 Ağustos 2020 Salı

Yazarın Diğer Yazıları


Mustafa KÖKSAL


Düşmek

.


       Bu hayatımızın her devresinde hüznü anlatan kelimeler zinciri beni yorar üzer. Aslında düşmek "küttt" diye yere düşmek değil, kademe kademe inişin hızlandığı alan. 1967 yılında kurulan Orduspor kaç kez düştü çıktı, UEFA gördü, kalkmasını bilecek yara alınca bu düşmenin kalkışı kolay olmasa da kalkıla biliniyor.

         Ama Orduspor birçok iş bilen başkanlardan sonra elinde tuttuğu bu kıymetli takımı yere düşürdüğünde kırılan yeri madden hasarlı olan kalbi idi. Borç gırtlakta, bomboş İspanyol sporcu transferi hayali paralar, ödenmeyen deve yükü borç ve sırtına binmekten yara içinde Orduspor. Fazla dayanamadı takım, Yaşar Pamuk ile başlaya eksik hatalı transfer oyunları, yüksek borç, eldeki basketin kapatılması, oyuncu ödemeleri, krediler der iken ondan sonra gelen yönetimlerinde madden yetersizliği BAL´da ki Orduspor´un düşmesine engel olamadı. Hem ruhen hem bedenen kırgın yuvarlandı Orduspor, yara bere içinde. Ve bugün amatörde bile bulduğu başkanı elinde tutamayan bu anlayışın şimdi başkansız ve parasızlığının faturası bu takıma çok ağır olabilir.

        Takım yalnız parasız olunca, eldeki oyuncuları tutamaz hale gelirse kötü. Ordu sporluyuz aç, susuz kalkarız düşsek de bir masaldır. Kimsenin elinin cebine gitmediği Ordu ilinde 2 iş adamı destek olsa bu takım düşer ve de kalkar derim. Şimdi sis çöktü göremiyorum hiç bir şey.

       Düşmek ahlakı, aklı, ciddiyeti, geleceği yok saydım anlamını getirmez. Daha da önem ar eder daha çok hırsı, azmi, gayreti gerektirir. Bugün bırakan başkan olunca düştüğü yerde yatan Ordu spor ise, halkın el atması şart.. Bence. Düşebilirsin kalkabilirsin yeter ki taraftar ayrılmasın.