Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


DÜNYA İÇİN

TBMM eski Başkanı ve Ak Parti’nin ağır toplarından Bülent Arınç, Necmettin Erbakan’ın yakın arkadaşlarından Fehim Adak’ın ölüm yıl dönümü vesilesi ile mezarı başındaki anma törenine katılmış.


TBMM eski Başkanı ve Ak Parti’nin ağır toplarından Bülent Arınç, Necmettin Erbakan’ın yakın arkadaşlarından Fehim Adak’ın ölüm yıl dönümü vesilesi ile mezarı başındaki anma törenine katılmış.

Arınç bu esnada bir de konuşma yapıp ses kaydını twitter hesabından paylaşmış.

Bahse konu ses kaydında en başından beri her şeyin tam da merkezinde yer aldığını unuttuğu izlenimi veren bu şahıs: "Bugün bizim en büyük sıkıntımız, maalesef dünün mağdurlarının, bugün mağrur olmasıdır. Dünün fakirlerinin bugün zenginlikten gözlerinin kamaşmasıdır." ifadelerini kullanıyor.

Bülent Arınç malum konuşmasına şöyle devam ediyor:

"Ve bugünkü yaşantı içerisinde ne varsa kaybetmiş olmalarıdır. Dünün mücahitlerinin daha sonra müteahhit, daha sonra müşahit olduğu bir noktadayız. Burada kalsalar bile iyi. Ona bile şükredeceğiz. Dünya için her şeylerini feda etmiş bir kalabalık topluluk var karşımızda. Ama toplasan yüzbinlerini, içinden bir tane bile Fehim Adak çıkmaz."

Arınç, twitter iletisine "Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, devlet eski bakanı Dr. Sacit Günbey ve Millî Görüş camiasından dostlarımızın katıldığı hatim duası ve anma toplantısında bendeniz de bir konuşma yaptım. Birlikte olduğumuz günler ve hatıralar hürmetine konuşmamı aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz." notunu düşmüş.

İşaret ettiği konuşma şurada var:

https://www.youtube.com/watch?v=sKdQU24TG8E

Hatırlayacaksınız, aynı Arınç, 2020 yılı kasım ayında katıldığı bir televizyon programında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'nın tahliye edilmesi gerektiğini söylemiş, Erdoğan'dan gelen tepki üzerine Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu'ndan istifa etmişti.

Okuyucu belki merak ediyordur, Ak Parti kadrolarına dair zaten bildiğimiz gerçeklerin anılan şahıs tarafından eleştiri malzemesi olarak kullanılmasının ne önemi olabilir, hikmeti nedir diye…

Söyleyelim…

Yazılı ve sözlü yollarla evvelce birçok kere anlatmaya çalıştığımız gibi kendi zaviyemizden bir değerlendirmemiz mevcut:

Ülke halkının zihin yapısının ve öngörülen çözümlemeleri iradî seçimiyle ifa edecek yönelimin inşası için geçmişin köhne ve paslı bağlarından kurtulmayı istemesi önceliklidir.

Bir vakit veya bir süre işe yaradığı iddia edilse de o bağların artık ziyadesiyle zararlı, en hafifinden konuşalım, artık tümüyle faydasız keyfiyeti malum iken girilecek yeni raylarda üç boyutlu hareketin elzem unsurları için de köktenci değişikliklerin sırası geldiği bellidir.

Siyasal dincilik diye kavramlaştırılan bu yanlış yorumların parçalanıp atıldığı bir sinenin hayalini gören halkın fiile geçmeyi de akledeceği bir şafağa uyanmak üzereyiz.

Şimdilik derin paradigma dönüşümüne dair hakikatleri yüksek sesle haykırmak zarureti duymuyorum.

Ancak tarihin derinliklerinden gelen bir çağrı ile çok uzayan bir bekleme sürecinin nihayete erdirilmesinden ibaret yalın bir karardır bu.

Gelen bütün dinler İslâm idi, kusur bizde, kâmil olanı idrakte zorlandık, zaafa uğradık, malul kaldık.

Şimdi tâ gözlerin içine sokulan bir hamakatın mümkün bütün izlerini silip bin yıllar boyunca katlanarak gelen devasa zararın bari bir kısmını telafi için niyetlenmeye zorlanıyoruz.

Arınç bunu biliyor mu?

Ne gezer azizim…

Dünyası için ahiretinden vaz geçenler biliyor mu?

Nerde…

Siyasal dinciler?

Daha neler…

Halk biliyor mu?

Bilmesi gerekmiyor, yapması gerekiyor.

Fetöye nasıl fetö dediyse ve kalbinde yer eden her zerreyi koparıp attı ise ruhunu şeytana bile isteye satanları da öyle silmesi yeterli.

Veya itiraz etmemesi kâfi, diyelim.