Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


CUMHURİYET BAĞIMSIZLIKTIR ÖZGÜRLÜKTÜR 

Balkan savaşları ile Avrupa topraklarımızdan çekilirken, Türkler ve Müslümanlar, büyük felaketlerle karşı karşıya kaldılar. 


 

Balkan savaşları ile Avrupa topraklarımızdan çekilirken, Türkler ve Müslümanlar, büyük felaketlerle karşı karşıya kaldılar. 
1.Dünya savaşı ile tüm coğrafyalarımızı kaybederek Anadolu’ya çekildi. Aslında 1881’de kurulan “duyun-u umumiye” ile Osmanlı Devleti, önce ekonomik bağımsızlığını, sonra da siyasi bağımsızlığını yitirecektir. 
Dünyadaki değişimlerin, gelişmelerin dışında kalan bu çağdışı bir devler olarak, çok güçlenen Batı karşısında bu gelişmeler kaçınılmazdı.
Harbi umumi sonucunda imzaladığımız Mondros Ateşkesi, bir silah bırakışmasından öte Osmanlı’nın fiilen tasfiyesi gibiydi. 
Ordusuna hükmedemeyen, askerleri firarda olan, gemilerini limanlarından çıkaramayan, silahlarını teslim etmekte olan, haberleşme sistemine bile hakim olamayan, ülkesinin işgaline hukuken izin veren, ortada isminden başka hiçbir şeyi kalmayan bir devlet vardı. 
İstanbul’un sokağına hakim olamaya, Cuma namazı ve selamlığı için İngilizlerden izin alan, “İngilizlerin dostluğuna, Fransızların yakınlığına sığınıyorum” diyen nbir padişah vardı artık.
Osmanlı tasfiye olurken verdiği savaşlar, karşılaştığı tablolar ve milli mücadele, Türkçülük duygusunu, milli bilincimizi güçlendirmişti. Cumhuriyet Türkiyesi bu yeni kimlik ve bilinçle yapılandırılacaktır. 
Cumhuriyetin ilanı uzak görüşlülüğün eseridir, tarihsel gelişmelerin sonucudur. Türk milleti ve devleti için hayırlı olmuştur, bir nimettir. 
Osmanlının son yüzyılında aydınlar ve siyasiler arasında cumhuriyetkavramı hiçbir dönem gündeme getirilmedi. 
Millet eemenliğini esas alan cumhuriyet, Osmanlı Devleti için sakıncalıydı. Padişahın yanında halkın temsil edildiği bir meclis yani meşrutiyet yeterliydi. 
1.Dünya savaşı ile imparatorluklar tasfiye olurken, monarşiler de zayıflamıştı. 
M. Kemal Paşa, Amasya Genelgesi ile Milli mücadele için ilk önemli adımını atarken; “Bundan böyle millet karar verecektir.” Diyordu.
Tarihimizde ilk defa bir asker, Amasya’da; “Kararı millet verecek” demesi bir inkılabın ayak sesleri gibiydi. 
M. kemal Paşa’nın başlangıçta kafasında cumhuriyet fikri vardı. Tam bağımsızlık ve milli egemenlik esastı. 
Sivas Kongresi, milli bir kongre kimliği ile Erzurum kongre kararlarını onaylıyor,     Türk milleti adına söz söylemeye karar vermeye yetkili bir “Temsil heyeti” oluşturuyordu.
İstanbul’un işgali, Misak-ı Milli kararları alan Osmanlı Mebusan Meclisi’nin dağıtılması, Sevr’in maddeleri, M. Kemal Paşa’yı güçlendirecek, milletin onun etrafında kenetlenmesinde ve savaşına haklılık kazandıracaktı. 
Cumhuriyetin ilanı sürecinde Birinci TBMM’nin açılması çok önemlidir. Bu kurumun açılması, seçime hükümetini oluşturması, ülkede tek yetkili olağanüstü bir kurum özelliği taşıması ile egemenlik el değiştirmiş, milletin egemenliğe uygulamaya girmiştir.
1920’de dünyada 35 ülkede seçilmiş üyelerden oluşan meclisler bulunuyordu. 
İlk mecliste kürsü arkasında şu söz vardı; “İşlerimizde meşveret ediniz.” Sonra “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletimdir.” Cümlesi yer alacaktır. 
20 Ocak 1921, Anayasasına göre; egemenlik milletimdi, yeni bir devlet kuruluyordu. “Milli egemenlik” Anayasa hukukumuza ve parlamentomuza ilk defa bu anayasa ile giriyordu. 
Ankara Hükümeti’nin, Milli Mücadele’den başarı ile çıkması, Batılılarla Mudanya Ateşkesi’ni yapması, Cumhuriyet sürecinde önemlidir. 
Gazi Meclis, Saltanatı kaldıracak, Osmanlı Devleti resmen hukukun sona erecek , cumhuriyetin önü açılacaktı. 
2.TBMM’nin, 29 Ekim 1923’de cumhuriyeti resmen ilan etmesi, anayasanın 1. Maddesine “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli cumhuriyettir.” Diye yanılmasının 98. Yılını hep birlikte kutluyoruz. 
Sonrasında hilafetin kaldırılması, 1924 Anayasasına millet egemenliğinin resmen yazılması ile süreç tamamlanacaktır. 
Osmanlı Devleti tarihte Türklerin kurduğu en önemli görkemli siyasal yapılanmadır. 20. Yüzyıl başında siyasal misyonu bitecektir. Türkiye cumhuriyeti bu yangının devamıdır. 
Aslında cumhuriyet ile devletimiz ortadan kalkmadı. Rejim değişti, yeniden yapılandırıldı. Batı, bize “Türkiye” diyordu, biz de kendimize resmen “Türkiye” dedik. 
Cumhuriyetin ilanı ile daha ileri, daha gelişmiş bir sisteme geçerken, bizim için yeni bir inşa yaşama alanı oluşturuldu. 
Anadolu’dan da silinme tehlikesini atlatmıştık. Düşünün ki milli mücadele içinde bir ara Ankara’nın tuttuğu topraklarda 4,5 milyon nüfus kalmıştık.
Milli Mücadele’nin önemini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kıymetini bilelim. Geçmişimizle devamlı kavga etmeyi bırakalım, Dünya iletişim devrimi yaşarken, çağın bilimin yeni teknolojilerin gerisinde kalmayalım. 
Cumhuriyet bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün, Türklüğün, milletin süsü olmaktan kurtuluşunun, yeniden ayağa kalkışının, kardeşlik hukukumuzun belgesidir, garantisidir. 
Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi içtenlikle minnetle anıyor, Fatihalarımızı gönderiyoruz. 
Rabbimiz, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk milletine düşkünlük göstermesin.