Yazarın Diğer Yazıları


Mert TEKNECİ


Bu Sabah Nasılsınız Ben Güneşsizim

 İş yerine 20 dk yürüme mesafesinde oturuyorum.


    İş yerine 20 dk yürüme mesafesinde oturuyorum. 8:00'da iş başı yaptığım için 7:35 gibi evden çıkıyorum. Uyanma süreci, kahvaltı ve kişisel ihtiyaçlar için 6:45'e alarm kurup kalkıyorum. Uyandığımda hava karanlık. İşten 18:00'da çıkıyorum. İşten çıktığımda hava karanlık. Ben ülkenin doğusunda sayılabilecek bir şehirde yaşıyorum. Yani güneş burda 7:40 civarında doğuyor. Ama bu ülkede yaşayan insanların yüzde 70'i benden batıda yaşıyor. Ülkenin en kalabalık kentinde güneş 8:10 sularında doğuyor. Ve 17:37'de batıyor. Ve o kalabalık şehirde yaşayan insanlar benim kadar şanslı değiller. Ben yirmi dakikada iş yerine gidebilirken onlar bir saat gidecekleri metrobüse binmek için yirmi dakika yol yürüyorlar. Yani 8:00'da iş başı yapacak bir işçinin 6:30'da evden çıkması gerekebiliyor. Güneşin doğuşuna 1 saat 40 dakika kadar önce. İşten 18:00'da çıkan bir işçi evine gittiğinde saat en iyi ihtimalle 19:30 oluyor. Güneşin batışından 1 saat 53 dakika sonra. 
    Enerji tasarrufu adı altında bakanlık kararınca artık sokak aydınlatmaları 15 dakika geç yanıp 30 dakika erken söndürülecek. Artık evimizden çıkıp işimize giderken güneşten mahrum kaldığımız gibi 100'lük ampul ışığından da mahrum kalacağız. Bir çoğumuz gibi ben de evimde üç zamanlı sayaç kullanıyorum. Bu sayaçlar kullandığımız elektrik zamanına göre gündüz, puant ve gece olarak üç ayrı zamanda faturalandırma yapıyor. Bu sayaçların amacı günlük tüketimin en yoğun olduğu zamanın yani puant zamanın tüketimini azaltıp nitekim daha az tüketim olan gece tüketimini artırmak. Böylece anlık olarak çekilen en yüksek tüketimi ortalama seviyelerde üç zamana paylaştırmak isteniyor. Bu şu demek oluyor, kullanıcı çamaşır makinesi, kurutma makinesi gibi yüksek güç tüketen cihazları gece çalıştırırsa faturası daha düşük gelecek. Hem üretim hem tüketim için güzel bir tasarruf yönetimi. Bu üç zamanlı sayaçlar eskiden yaz ve kış saatine göre zaman dilimlerini kaydırarak saat değişiminden ektilenmezdi. Ama şimdi saat dilimi değişmediği için güneş doğuş ve batış saatleri değiştikçe tüketim saatleri de değişiyor. Bu yüzden bu sistem eskisi kadar tasarruf sağlamıyor. 
    Karanlıkta neden uykumuz gelir? Çünkü beyin uykuya dalmak için karanlığı bir uyarı olarak algılar ve melatonin hormonu üretir. Bu hormon da uyku getirir ve vücudu uykuya teşvik eder. Gün doğup biz uyandığımızda gün ışığı bu hormonun üretimini durdurur ve vucüt dinçleşmeye başlar. Ama biz uyanıp işe giderken de işten çıkıp eve gelirken de gün ışığından mahrum olduğumuz için, vucütlarımız sürekli uyku modunda. Kendimizi rölantiye almışız, hiç birimizde heves kalmamış, beynimiz sürekli melatonine maruz kaldığından düşünmeye bile uzak kalmış. Depresif bir halde umutsuzca karanlıkta ilerlemeye çalışıyoruz. 
Sokak aydınlatmalarında tasarrufa gitmek için çalıştığı saatleri kısıtlıyoruz, evlerimizde daha fazla aydınlatma kullanmak zorunda kalıyoruz, güneşten mahrum kalıp psikolojimizi bozuyoruz. O zaman bu kalıcı saat uygulamasının kime, nasıl bir yararı var? Ben yıllarca alarm kurmadan martı sesleri ile uyanırdım, şimdi uyanıyorum ortalıkta martı yok. Bu ülkede sabah balık avlaması gereken hayvanlar benden daha çok sabah uykusu alıyor. Vatandaşların arasındaki sınıf farkını geçtim martılar, kargalar benden daha kaliteli yaşıyorlar. Ee bu sabah nasılsınız ben güneşsizim.