Bugün, 31 Mayıs 2020 Pazar

Yazarın Diğer Yazıları


Mustafa KÖKSAL


BİRAZ DEĞİŞTİM


Her şey kadar, herkes kadar, senin kadar. Bazı sözlerin arasında sıkışıyorum, bir yanımla beni bir yanımla sizleri kotluyorum istemeden, yani kendim ile çok savaşıyorum, sizinle değil. Sonucu silahı belinde olanın ne kazanıp ne kaybedeceğini ve sonunun belli olmadığı yerdeyim.

Buna alışırım, biraz alıştım, senin, onun kadar azda olsa. İstemediğim tüm eksikliklerimi, çokluğunu da yokluğunu da istemediğim duygularımı bir yanım terk et diyor, bir yanımsa kadar, boş ver. Ben binimle yeni yeni tanışıyorum herkes kadar sen kadar.

Bana yakın sandığım samimi değil, kırığım o konuda sen kadar onlar kadar. Canımı acıtan her durum felç iner gibi indi yüreğime, kırgınım ben kendime, maziye, geçmişe size değil. Anlatamadığım ise ayrı, anlayamadığıma şaşkınım. İnsanım ve yıllarca eğitim içinde olduğum halde şaşkınlardayım.

Ben hayata kırgınım, beni sizler bırakmadınız ben bıraktım. Onun için iyi değilim. Yoruldum sanıyorum, yorgunum sen kadar. Sana beni kanıtlamaktan, inandıramamaktan, namussuz, çakal, üç kağıtçı sahtekar olmamaktan yoruldum. Aslında pişmanım çok.

Pes ediyorum!

Toprağa bakan yanım esas, ben değil. Her yerim hissiz, geçen yıllarım ağır, gidenleri özlemem. Çünkü birileri gidince acıları tadıyoruz. Tanımadıklarıma ise muhtaç edilmeye. Ben çok çalıştım yıllarca çok. Tozlanmış canımı da silemedim. Onu korumaya çok çalıştım acıtmasınlar diye.

Ben beni yaşattım, hala yaşatıyorum. Bir çok insan dostumun menfaat için kirlenmelerine mani olamıyorum. An be an yaşlanıyorum, güç ışığım azalıyor. Beyaza dönüveriyor rengim. Yorgunlaşıyorum sen kadar onlar kadar.

Bugüne kadar kimseyi yormak istemedim, çalıştım. Hayat bazen acı ve rezil. Ben bu hayatta öncede çok şeye gitmiştim. Ama bugün rezil ve çok kirli. Kim temizleyebilir ki, hangi dua o güzelliği besler ki, yada kirlenmişliği temizler ki?