Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


BİLİNÇ NEYDİ GARDAŞ?

Descartes ve çağdaşı Bacon ile birlikte onlardan bir müddet sonra yaşayan Newton, Tanrı veya varlık değil insan merkezli düşünme biçimine dayanan bir felsefeyi sarıp sarmalayıp yedirdiler insanlara.


Descartes ve çağdaşı Bacon ile birlikte onlardan bir müddet sonra yaşayan Newton, Tanrı veya varlık değil insan merkezli düşünme biçimine dayanan bir felsefeyi sarıp sarmalayıp yedirdiler insanlara.

Sonra Hegel çıktı piyasaya, tarihselciydi, tarihsiciydi, ikisi aynı kökten besleniyordu falan derken “zamanın ruhu” kavramını sokuşturdu, gitti.

Şimdi ben “Bunlar ne yaptılar, nasıl yaptılar?”, bildiğim gibi, “Niçin yaptılar?”, onu da biliyorum.

Yazık ki yalnızım, konuşabildiğim insan sayısı az.

Oysa milliyetçi de çok, muhafazakâr da öyle, bizim mahalle ağzına kadar dolu, kalabalık yani.

Neden yalnızım o zaman?

Çünkü bu arkadaşlar kadim bir bilgeliğe inanıyorlar aslen, onun bir duvağın arkasındaki gelin gibi beklediğini, bekletmemek gerektiğini söylüyorlar.

Belirtmeliyim ki; o gelin ve onunla yürünen yol bizim inancımızda “yasak”.

Onların bilgeliği ile bizimki zıt, marifet dedikleri sapkınlık esasen, irfan dedikleri seküler bir sezi.

Ayrıca onlar çok katmanlı zamanı çizgiselleştirerek ve işlerine gelmeyen her şeyi yok edip, değilse üstünü örterek, tamamen kurgudan ibaret bir tarih yazımını dayattıkları için gerçekten ışık yılları derecesinde uzağız.

Evrenin genişleme hızı ile bizim bu savrulmamızın ivmesi kafa kafaya, demek ki yakında evrenin sınırlarını aşmamız mukadder olabilir.

Son tahlilde; ahmak sürüsüyüz, öncüleriyle bütün kalelerimizi tarumar eden kadim ama yasak bilgeliğin kötü ve kara temsilcileri karşısında anlamsız bir savunmasızlık hâlindeyiz.

İster ateist isterse gnostik bir sadakatle çalışsınlar, onlar yollarında inatçı, inanmış ve kaim.

Bizimkilere kalan sadece teslimiyet ve bahane de hazır; dünyevî, malayanî, nefsanî arzular.

Derin uykuda en uyanık adamı oynayan şaklaban kanaat önderlerinin cehaletini görmezden geliyorsanız yine aynı gerekçelere sarıldığınız için.

Neticede bilincinizi teslim etmişliğiniz yüzünden bilimin değil filmin konusu oluyorsunuz.

Rejisör ne görev verirse, rolün hakkı neyi gerektiriyorsa, “sanat için mübahtır” diyerek yerine getiriyorsunuz.

Batılı efendilerinizi ürkütmekten korktuğunuz kadar lafta taptığınız Tanrı’dan korkmuyorsunuz.

Sabah akşam Fatiha’yı okuyor ama orada bahsedilen dosdoğru yol konusunda hiç düşünmüyorsunuz.

Aslında herhangi bir şey konusunda da düşünmüyorsunuz ne zamandır.

“’Yerken, içerken, götürürken’ düşünen kahraman olamaz” dediler size, inandınız.

Düşünmek caiz, dediler, inanmadınız ama.

Şimdi bir haber okudum, CNN haberi, şöyleydi:

“Yalnız olmanın, beynin hayal gücüyle ilgili kısımlarının gelişimine katkıda bulunduğu tespit edildi. 

CNN'deki habere göre, "Nature Communications" dergisinde yayımlanan çalışmada McGill Üniversitesi’nden araştırmacılar, İngiltere Biobank'ta verileri kayıtlı yaşları 40 ila 69 olan 40 bin kişinin beyin MR taramalarını ve genetik yapılarını inceledi.

Araştırmacılar daha sonra bu kişilerin yalnız olup olmadıklarıyla ilgili soruları cevaplamasını istedi.

Araştırmacılar, beyindeki hafıza ve sosyal bilişle ilgili "varsayılan ağın" yalnızlık sonucu değişikliğe uğradığını saptadı.

Çalışmada, yalnız kişilerin beyinlerinin eski günleri hatırlamak, diğerlerini düşünmek, hayal kurmak, geleceği planlamakla bağlantılı olan bölgelerindeki aktivitelerde artış saptandığı belirtildi.

Yalnız kişilerin sosyal izolasyonun üstesinde gelebilmek için hayal gücü, anılar ve gelecekle ilgili konulara yoğunlaştığı ifade edildi.

Araştırmanın yazarlarından Danilo Bzdok, yalnız bireylerin boşluğu doldurmak için daha sık hayali sosyal etkileşime girme veya geçmişten gelen sosyal olayları yeniden canlandırma ve düşünmeye yoğunlaştığı değerlendirmesinde bulundu.”

***

“Yalnızlık iyidir” diyor.

Ben de “Sürüden ayrılanı kurt kapar.” diyorum.

Dahası, “Kurt kaptı bile!” diyorum.

“Yolunuz yol, yoldaşınız da emin değil ey bizim mahalle!” diyorum.