Bugün, 13 Nisan 2021 Salı


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


BİLİM ARTIK O ESKİ BİLİM DEĞİL

Birçok kaynağa göre vaktiyle “insanoğlu” kendi türü dışındaki diğer bazı varlıklarla da çiftleşerek çocuk peydahlayabiliyordu.


Birçok kaynağa göre vaktiyle “insanoğlu” kendi türü dışındaki diğer bazı varlıklarla da çiftleşerek çocuk peydahlayabiliyordu.

Bir dönemden sonra buna izin verilmedi.

Ama bu güncel mRNA tabanlı, kısaca DNA veya RNA üzerinde dönüşüm etkisine sahip nano teknolojik genom ürünleri, meselâ Gates aşısı gibi araçlarla insanın bu biricikliği tehlikeye girebilir.

Belki de çoktan girdi ve aramızda insan ile başka bir varlığın ilişkisinden üreyen mahlûklar dolaşıyor olabilir.

Besmele çekerek haram yiyen ve milleti dinden imandan edenler (fetö ile aynı özden ama rengi başka sözde dinciler vb) bu gürûha dâhildirler belki de.

Bunları, cami içinde hayatımda ilk kez deneyimlediğim yağmur duası vesilesi ile hatırladım.

Sonra bir dostun anlattığı kıssa geldi aklıma.

Hani bir yörede yine yağmur duasına ihtiyaç duyulmuş, kalp eri bir güzel insana müracaat edilmiş, o da “Durun bir bakalım demiş, şöyle şehri dolaşalım önce!”…

Neyse, gezerken girdikleri bir evde dul kadıncağız ile iki yetim kızını görmüşler.

Muhtaç hâldeler ama siyasetin burnu havada, gören yok, öyle bir durum.

Neye ihtiyaçları olduğunu tespit ettikten ve acil adımları attıktan sonra çocuklara sormuş gönül ehli yiğit, “Siz nasıl dua edersiniz?” diye.

Bir tanesi delik çatıyı göstererek “yağmur yağmasın!” diye, diğeri de ayakkabısı su geçirdiği için “yağmur yağmasın!” diye dua etmekteymiş.

Kıssadan hisse, o iki mahzun yetim ile garip analarının duası, Yüce Katta (tuzu kuru cemaatten) daha makbul imiş, öyledir.

Bakın aklıma geldi yine:

Adamın biri çok zenginmiş, kamu ihalelerinden kazandığı (!) parayla milyonlarca dolara uçak satın alacak kadar hem de.

Hırs girdi mi çıkmaz kolay kolay, buna da öyle saplanmış, derinlere nüfuz etmiş olmalı, doymuyor işte!

Helâl ile haramı zaten unutmuş, daha da istemek için çekmiş Besmeleyi, girmiş camiye.

Bütün yüzsüzlüğü ile dua ederken yan taraftan cılız bir ses duymuş, sadece ayakkabı isteyen bir garibin hüzünlü sesi!

Bu hesapsız ve belki aynı zamanda belki de kitapsız zengin dönmüş bizim garibe, cebinden çıkarmış ayakkabı parasını, uzatmış:

“Git ayakkabını al, meşgul etme.” Demiş…

Hâşâ, Yüce Yaratıcı meşgul mü olur!

Ama hırsı ve dünyevî emelleri, imanlarını sala koyup sele salmış bulunan zevatta tersyüzdür her şey.

Hesapsız dedim ya az evvel müteahhidin servetine, lafın gelişi öyle söyledim.

Tek ve Benzersiz Olan, dilerse ertesi günü o emaneti ondan alır, bana verir.

Nitekim hiç kimse sahiplendiği malı veya makamı giderken götürememiştir.

İnsan için ancak verdiği vardır, almak çirkin bir ameldir.

Verirken de kibir öyledir, kimin malını kime veriyorsun, ahmak!

Bakmayın Ramazanlarda politikacıların üzerine adlarını yazdığı paketleri garip gurabaya verirken çektirdiği fotoğrafları sosyal medyada yayınlamalarına.

İftar çadırlarından canlı yayın yapanlara, boynu bükükleri azarlayanlara.

Hesap günü için delil bırakıyorlar böyle yapmakla.

Diyeceğim o ki, günahınızı açıklayıp şahit biriktirmeyin.

Günahı açık açık işleyip sizi ortak edenlerden de uzak durun.

Bilin ki, İbrahim Hakkı Hazretlerinin diğer oğlu Şakir'e dönerek söylediği gibi: "Harabat ehline hor bakmamak lazımdır çünkü defineye malik viraneler vardır."

Ve yine bilin ki, bugün parası ve makamı olduğu için cahiller tarafından rızk dağıttığı zannedilen sözde güç odaklarının saltanatı teneşir taşına uzanana kadardır.

Dost mu?

İşte o cenazeye sahip çıkan ve sırtlayıp usulüne göre son yolculuğuna uğurlayanlardır.

Yine bir rivayetle bitirelim:

Yavuz’un (I. Selim) halife sıfatını almasıyla gelenek hâline gelmiştir. Şöyle:

Sonrasında padişah olan her şehzadeye tahta çıkışında, bayram günlerinde, cülus törenlerinde, Cuma namazlarında paşalar hep bir ağızdan şöyle demeye başlamışlardır:

“Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var!”

Ölümlüdür çünkü, Cihan Devletinin Padişahı bile olunsa kibirden uzak kalmalıdır.

Velhasıl azizim, ihtiyaç duyduğun “bilgeliktir”, bilgi diye vücuduna sokulan değil.

İster aşı olsun bu, isterse insan dışı bir varlığın maddesi.

Bilim artık o eski bilim değil, benden söylemesi.