Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi


Yazarın Diğer Yazıları


Reşit AKDAĞ


BAZI SÖZLER SESSİZ OLUR

Yooo, bitmiyoruz. Bilâkis, Türk asrı başlıyor.


Yooo, bitmiyoruz. Bilâkis, Türk asrı başlıyor. Ancak elbette dijital sonrası çağda insanların bilinçli tercihler yapabilmesi çok zor. İradesinin ve bilincinin denetimini veriyi işleyen yapay zekâ algoritmalarına kaptırmayan insan sayısı her ân azalmakta. Biz... Sayıya bakmıyoruz, saymıyoruz. Elimizde bulunan ve “akan ânlar” eşliğinde onlara eklenecek özler, cevherler ile o çığı ve o çağı başlatacağız. Zorla güzellik olmuyor, öz olanın, cevher olanın bunu öğrenmesi gerekiyor. İncitmemeyi başarmak kolay, zor iş “incinmemek sanatı”. Ayna tutuyoruz. Ayna benim, sensin, o… Kirli ise ayna; sen, ben, o kirli. Şimdi çok daha değerli bir şey söyleyeceğim: Her sözün, sohbetin belli bir kıymeti, özgül ağırlığı vardır. Her yerde söylenmemesi icap eder en kıymetli sözün. Suya atılan taşın dışa doğru genişleyen halkalar oluşturması gibi, geniş çevreye ulaştırılması gereken sohbetler olduğu kadar sadece merkezdeki özlerin muhatap tutulacağı sözler de vardır. Bazı sözler sessiz olur. O da hâl ile paylaşılır. Gözden ırak kalanın gönülden de uzaklığını anlamlandıran işte hâllerin veya sözlerin ayrılığıdır. Birbirini mekân mesafesine veya ortaklığına rağmen özleyenlerin adını bilmediği his ile, tersine, özlemeyenlerin hissetmediği, aynı kaptadır. İnsan, insanı özler. Değilse, insan kendine uzaklaşmıştır. Özüne, cevherine yabancı olan başkasına nasıl yakın olsun? En korkuncu insanın benliğinin yabancılaşması. Varlığının sırrını tanımayan için; girilmemesi gereken yollara dalmak, yanlışa sapmak ve çıkmaz sokaklara saplanmak çok kolay! Sürüden ayrılanı kurt kapar. Söz ile olmasa da hâl ile sohbet etmeli insanlar. Yoksa işte o olur. Oluyor da. Menfaat kardeşliği diye bir şey yoktur, itlerin bile, kuzgunların bile, sırtlanların bile yoktur öyle kardeşliği. Kardeşlik, tarafları “insan” tutar, hayvandan aşağılaştırmaz! Kardeşler; sessiz sözlerle de anlaşır, hâlleşir, yanında iken de özler. Akan ânların çağlayanlarında her zaman tertemiz kalır kardeşlik, yol arkadaşlığı. Diğerleri ise her aldıkları abdestte daha da kirlenirler. A yavrum… Çalab’ın tahtını bildin mi? Elini üstüne koyduğun o kalp o şey değil! Kalp; et değil, kan değil, damar değil. İncir babadan, zeytin dededen a iki gözüm. Dedesinden eser kalmayana ne diye bağlarsın ümitlerini? "Soğumuş demiri, çürümüş eşyayı düzeltmeye çalışma!" diyor Gazâli. Kendin ol sadece, sessiz sözleri duy, hâlini değiştirmeye niyetle doğrul ve gel. Asla arkana bakmadan, senin sandığın her şeyi ardında bırakarak.