Bugün, 5 Temmuz 2020 Pazar

Yazarın Diğer Yazıları


Mustafa KÖKSAL


BAZEN

.


İspanya Ligi´nde Barcelona-Atletico Madrid takımlarının maçını izledim. Barcelona yendi. Oynanan oyun, alınan zevk, oynanan futbol, oyuncularda hile hurda yok. Ah ligim ah ülkem ne oldu da futbol böyle bu ülkemde? Oyun desen değil, futbol desen değil, zevk desen değil, ama kocaman kulüplerde borç Everest olmuş. Takımlar, idareciler zorda.

Ordu sen cenneti idin futbolun da ne değişti de bitti her hayal bu ilde?

Allah yardımcısı olsun kulüplerin soğuk kış günü gibi futbol inanın, sımsıcak yürekleri ısıtan hala olamadılar.

***

Bazen yanlış olanı savunmak bu inanmış toplumda karşılık bulmuyor. Nefret taşıyor yüreklere. İnanmış insan benim ise, hırsızın da, yanlışında benim ise mubahtır diyen nasıl benim kardeşim olur ki?

Eline verilen kocaman nimeti, pastayı kendi etrafı ile yiyen kimseyi ve bunu savunmak Allah´a şirktir. İnanılacak işler değil binlerce insanların iş hanelerine gitmeden para almaları.

Bunu insan diyen benim arkadaşım fikir arkadaşım nasıl olur ki?

Kimse Allah´ın koyduğu kural üstüne kitap yazamaz. Rüşvet haram ise buna kulp takılamaz.

Yok etrafım akrabam önce kardeşim diyemez...

Ben 1980´de başladım mesleğime o günden bu ana kadar her namazda Allah´a yalvarıyorum: ben maaş alıyorum devletten, kursağımdan haram geçmedi bu maaşlar eğer haramsa Rabbim o zaman affetsin bütün memurumuzu işçimizi.

Bu gün düşündüm ya birileri siyaseten ocu bucu olamaz.

Bakın adamın kıçında varsa katran karası onun neyini savunursun bizim diye?

Sizin olan kötü ise benim kötüm sana ne mi diyeceğim kardeş?

O bize ters..

Lokması haramsa o bizim kapımızda sokak eniği olamaz. Kıyaslamak bile insanı dinden eder.