Bugün, 28 Ekim 2020 Çarşamba


Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


BARDAK SANDIĞIMIZDAN DOLU

Salgın bir virüs nedeniyle tüm insanoğlu, huzursuz bir dönem geçiriyor.


Salgın bir virüs nedeniyle tüm insanoğlu, huzursuz bir dönem geçiriyor.
Hayatımızın birçok güzelliği kaybolurken, nimetlerinde farkına vardık.
İnanıyoruz ki Rabbimiz, ne takdir ediyorsa bir hayır vardır. Lütfu da hoş, kahrı da hoştur.
Bu süreçte 93 yaşında bir İtalyan iş adamının söylediklerinden etkilendim.
Yaşlı adam, koronaya yakalanmış, hastanede rahat solunum yapabilmesi için bir makinaya bağlamışlardı. Cihazın günlüğü 500 dolardı.
Hasta şöyle diyordu: “Tanrım, bana 93 sene ücret ödemeden rahat nefes alma fırsatı verdin. Bunu takdir edemedim, sana teşekkür etmedim, kulluk yapamadım, çok yazık.”
Zenginden söz ederken şunu da ekleyelim; nimetleri, malı, makamı ile övünenler ne zavallıdır. Sağlıklı hayat, afiyet nimettir.
Hayat boyu şikâyet eder, gözümüz, gönlümüz doymaz.
Aslında bardak sandığımızdan daha doludur.
Sağlıklı bir nefes almanın, ne nimet ne saltanat olduğunu bilmiyorum anlıyor muyuz?
Şirâzî yüzyıllar önce bize seslenmiş: “Ciğere çekilen bir nefes hayattır, aldığımızı verdiğimiz nefes ise ferahlıktır. Aldığın verdiğin her nefes nimettir. Her nimete bir şükür gerektir.”
Ne kadar az şükrediyoruz değil mi?
İnsanoğlu ne büyük ilimle, ne muhteşem bir sanatla, özene bezene yaratılmış.
Gözlerimizin kıymetini biliyor muyuz? Tüm insanlık, tüm uygarlıklar bir araya gelse bir göz yapamazlar.
Hayatımız boyunca kalbimiz milyonlarca kere çarparken, binlerce ton kan pompalarken düğmesine biz mi dokunduk? Bu nasıl bir sistemdir?
İnsanın kontrol merkezi olan beynimizin sırlarına tam olarak vakıf olabildik mi?
Biz kullar, gen dizilimlerimize bakıldığında, DNA moleküllerimizin özellikleri ortaya çıktığında yaradanımızın karşısında teslim olduğumuzu hissetmekteyiz.
Sofralarımıza her sabah gelen nimetlerin güzelliğini görebildik mi?
Anne sütünden sonra en kaliteli besin olan yumurtanın kaç saat içinde tavukta oluştuğu, hayvanın kendi ürününü yemeyip, senin sofrana geldiğini görmüyor musun?
Birbirimize kızdığımızda “sığır” “inek” diye hakaret ediyoruz. Sığırın, milyonlarca kişiden daha fazla insanoğluna yararlı olduğunu düşünmüyor muyuz? Sığır dışkısının bile en kaliteli gübre olduğunu biliyoruz. Sığırdan elde edilen ürün çeşitleri için kaç fabrika kursanız ulaşabilirsiniz?
Bal, pekmez, sebzeler nasıl sofrana geliyor, hiç aklına geliyor mu?
Arı, yediğiniz birkaç kaşık bal için kilometrelerce uçuyor, yüzlerce çiçeğe konuyor.
Senin ve rızıkların sahibine sofradan kalktığında şükür ediyor musun?
Su, güneş, hava, toprak olmasaydı, gerisini düşünebiliyor musun?
Sen bu güzel ülkenin tatlı sularını kullanırken, dünyada 2,5 milyar insanın kirli su kullanmak durumunda olduğunu hatırlıyor musun?
Pandemi döneminde hapishane ve hastanede bulunmuyorsun. Ama evinde çok sıkılıyorsun değil mi?
Evin güzel, giyeceklerin yıllarca yetecek kadar fazla, geçiminde başkalarının üstünde değil, ne kadar zenginsin, inan ki güneşli günler içindesin.
Hele de sağlıklıysan, sabah kahvaltısını iştahla yapıyorsan, gün boyu kendini güvende hissediyor, gece de yastığına başını koyduğunda hemen uyuyabiliyorsan, inan sen çok mutlu konumlardasın, dünyanın sultanısın.
Sen Rabbimin sevgili kulusun. Hem de sınavlar içindesin. Bakalım takdir ediyor, gereğini yapıyor musun?
Yaradan, dualarını ve hamd etmeni ister. O’na karşı kulluğunun bilincinde bulunmamızı arzular.
Rabbim, tüm günahlarımıza, eksiklerimize, nankörlüğümüze karşı bizi çok seviyor, nimetlerini eksik etmiyor.
Besmele çekerken şöyle demiyor muyuz: “Esirgemesi, bağışlaması, sevgisi sınırsız olan Allah’ın adıyla.”
Allah hepimize beden sağlığı yanında akıl sağlığı da versin.