Yazarın Diğer Yazıları


Alper ÇAÇA


ASİL VE ZENGİN BİR ANADOLU ŞEHRİ: SİVAS 

Kamuoyu nezdinde Asilliği ve Zenginliği göz ardı ediliveren şehir Sivas’tan bahsedilmesi gerekir.



Kamuoyu nezdinde Asilliği ve Zenginliği göz ardı ediliveren şehir Sivas’tan bahsedilmesi gerekir. Sivas şehri ilk kez kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu tam bilinmemektedir. Şehir ismi hakkında ise çeşitli rivayetler söz konusu olmakla beraber yaygın görüşe göre ilk kez  “ Sebasteia “ ismini aldığı belirtilmektedir. Söz konusu “ Sebasteia “ ismi tahminen MÖ 8- MS 38 yılları arasında verildiği düşünülmektedir. Sebasteia ismi verilmesinin esin kaynağı ise Pontus Krallarından Polemon’ un eşi Pythodoris oluşturmaktadır. Pythodoris şehri imar ederek Roma Kralı Augustus’a bağlılık nişanesi olarak Sebasteia adını vermiştir. Tarihsel süreç içerisinde şehre hakim olan devletlerin değişikliğine bağlı olarak şehrin isim değişikliği de söz konusu olmuştur. Bu bağlamda Sipas, Kabira, Diaspolis, Talaurs isimleri de kullanılmıştır. Günümüzde ise Sivas ismi ile anılan şehir “ Anadolu Selçukluları” tarafından verilmiştir. Sivas ilinin tarihi hakkında milattan önceki dönem için pek tafsilatlı bilgi bulunmamaktadır. Buna rağmen araştırmacıların tespitine göre : 
Milattan önce Sivas’a hakim olan devletler sırasıyla “ Hititler, Frigler, Asurlar, Persler, Pontus Krallığı ve Kapadokya Krallığıdır”.  Milattan sonraki süreçte Bizans İmparatorluğu içerisinde yer alan Sivas Şehri 7.yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan “ pavlikan “ mezhebinin merkezi seçilmiştir. Pavlikan mezhebinin Sivas’ta etkili olmasının nedenini Ermeni nüfusun çoğunluğuna bağlanabilir.Ermenilerin ikame ettiği Vaspuragan ( Van ) şehri 1021’de Türk akınlarına maruz kalmıştır. Ermeni Kralı Senekerim artan Türk akınlarına karşı Bizans Kralına ( 2. Basil ) başvurarak Türk tehlikesi geçinceye kadar “ Şehir takası “ teklifinde bulunmuştur. Söz konusu bu olay Dünya Tarihinde eşi ve benzeri pek rastlanmayan bir durumdur. Ermeni Kralı’nın teklifi uyarınca Vaspuragan ( Van şehri ) ile Sivas şehri takas edilmiştir. Böylece Sivas’a Ermeni Kralı Senekerim ve beraberinde ki 14.000 civarındaki mahiyeti Sivas’a yerleşmiştir. Ermeni Kralı Senekerim ve mahiyetinde ki ermeni vatandaşları Sivas ilinde bağımsızlık ilan ederek, burayı başkent yapmıştır. Sultan Alparslan 1071 tarihinde Bizans’a karşı Malazgirt savaşının ardından komutanlarını Anadolu’nun çeşitli bölgelerini fetihle görevlendirmiştir. Bu görev uyarınca Sivas ve bölgesi Sultan Alparslan’ın komutanlarından Danişment Gazi tarafından ( 1075 ) fetih edilmiştir. Bu bölgede 1085 yılında Sivas merkezli Danişment Beyliği kurulmuştur. Osman Turan, Sivas’la ilgili araştırma ve çalışmalarında: Danişmentliler döneminde Sivas’ın fiziki görünümünün İslam şehirlerine benzer şekilde hızla değiştiğini ifade eder.Anadolu Selçuklu Hükümdarı 2. Kılıçarslan 1175 tarihinde Danişment beyliğine son vermesiyle birlikte Sivas’ın idaresi Anadolu Selçuklu Devletine geçmiştir. Osman Turan, Anadolu Selçuklu döneminde Sivas şehri araştırma ve çalışmalarında: 
13.yüzyılda Dünya ticaret yollarının kavşak noktası Sivas şehri olduğunu bununla paralel olarak Anadolu Selçuklu döneminde iktisaden birinci merkez görmüştür. Sivas hakkında yapılan diğer bir tespit ise İlim hayatında Konya ile rekabet edecek bir seviyeye ulaşmış olgusudur. Öyle ki Selçuklu kaynaklarında dar’ül-ala ( Güzelliklerin beldesi ) ve dar’ül ulema ( Alimlerin Beldesi ) sıfatları ile anılmaktadır.Tarihin en parlak dönemini Anadolu Selçuklu döneminde yaşayan Sivas, Konya’dan sonra ikinci bir payitaht vazifesi gördü. Nitekim ki Anadolu Selçuklu Devletinin en parlak hükümdarı 1.Alaaddin Keykubat hükümdarlığı Sivas’ta ilan edilmiştir. 1.Alaaddin Keykubat döneminde baş gösteren Moğol tehlikesi zaman içerisinde baskını artırarak Anadolu Selçuklu devletinin yıkılmasına yol açmıştır. 14.yüzyılda Anadolu Selçuklu devletinin bıraktığı miras İlhanlı devletinin gönderdiği valiler tarafından yönetilmiştir. Gelen valilerin merkezi genellikle Sivas şehri olmuştur. Çünkü Sivas, o zamanların en önemli ticaret merkezidir.
İlhanlı Valisi Timurtaşın ölümü ile birlikte Anadolu’da Moğol hakimiyeti son bulmuştur. Emir Eretna, 1343 yılında Sivas- Erzincan arasında Moğolları yenmek suretiyle Sultanlığını ilan edip Sivas merkezli Eretna Devletini kurmuştur. 
Kadı Burhaneddin, Eretna Beyliğinde kadılık ve vezirlik görevlerinde bulunduktan sonra devletin yönetimini ele almıştır. 1388 yılında Sivas’ta bağımsızlığını ilan etmiş ve kendi adıyla anılan Kadı Burhaneddin Devleti kurulmuştur. Kadı Burhaneddin’in Kara yülük Osman Bey tarafından öldürülmesine rağmen Sivas şehri ona teslim olmamıştır. Sivas şehir halkı o dönemde 1. Bayezid’e bağlılık bildirmiş ve böylece Sivas şehri Osmanlı devletinin idaresine girmiştir. Osmanlı idaresine giren Sivas 16.yüzyıldan itibaren Cumhuriyetin ilanına kadar eyalet merkezi görevini üstlenmiştir. Sonuç itibariyle ; Sivas birçok uygarlığa/ medeniyete ev sahipliği yapmış kadim şehirlerden bir tanesi olup, tarihsel süreçte ticaret, eyalet, ilim ve dini merkez görevini üstlenmiştir. Bu açıdan hareketle Sivas’ın zengin bir kent olduğu söylenebilir. Aynı zamanda tarih boyunca Anadolu coğrafyasında dört’ü Türk devleti olmak üzere 5 devlete başkentlik yapan ikinci bir şehir yoktur. Bu özelliğinden hareketle Sivas’ın asil bir kent hüviyetine sahip olduğu bahsedilebilir. Tüm bu bilgiler ve değerlendirme ışığında Sivas şehrinin asilliği ve zenginliği kamuoyu nezdinde bilinmelidir.