Yazarın Diğer Yazıları


Kenan ÇAKMAK


 UNUTULMASIN 

30 Kasım 2007’de İstanbul-Isparta seferini yapan yolcu uçağı, 49 yolcu 7 mürettebatı ile Keçiburlu ilçesi yakınlarında düşmüş, kurtulan olmamıştı.



30 Kasım 2007’de İstanbul-Isparta seferini yapan yolcu uçağı, 49 yolcu 7 mürettebatı ile Keçiburlu ilçesi yakınlarında düşmüş, kurtulan olmamıştı.
Resmi açıklamalara göre; pilotaj hatasıydı ama kamuoyu ve bazı çevrelere göre, sıradan bir uçak kazası değildi. 
Hayatını kaybedenler arasında Prof. Dr. Engin Arık, Prof. Dr. Şenel Boydağ, Doç. İskender Hikmet ve üç kişilik çalışma arkadaşları da vardı. 
Bu bilim insanlarımız, Türkiye’de Toryum üzerinde, Türk hızlandırıcı projesi, Bilim kenti ve CERN süreci ile ilgili önemli çalışmalar yapıyorlardı. Özellikle Prof. Dr. Engin Arık’ın İsviçre’deki CERN benzeri bir laboratuvar kurma projesi çok önemliydi. 
Prof. Dr. Engin Arık, Toryumu 21. Yy madeni olarak tanımlıyordu. “Isparta’da bulunan Toryum rezervi yüz yıllık enerji ihtiyacımızı karşılar” diyordu. 
Türkiye, dünyada en çok toryum bulunan ülkelerdendi. Özellikle Batı Anadolu’da zengin yataklar vardı. Gelecekte nükleer enerji santrallerinde kullanılması planlanıyordu. 
Yakın zamanda Türkiye’nin toryum ile elektrik enerjisi üretmesi durumunda petrole ihtiyacımız kalmayacaktı. 
Uçaktaki bilim insanlarımız, toryum konusunda dünya çapında kabul görüyorlardı. Bu tablodan ABD ve İsrail’in pek hoşlanmadığı da biliniyordu. 
Prof. Dr. Engin Arık’ın eşinin değerlendirmesi ilginçti. “Bana göre Engin ve bilim insanları en az dikkat çekici şekilde ölüme gönderildiler.”
Bazı bilim insanlarına göre; “Uçak düşmeseydi, Türkiye CERN’e asil üye olurdu.”
Kaza ile ilgili önemli bir değerlendirmede, uydularla irtifa ile oynandı ve uçağın dağa çarpması sağlandı. 
Günümüzde savaşlar başka türlü yapılıyor. Biyolojik, ekonomik, kültürel, terör, suikastler, gizli servis faaliyetleri vs. Bu savaş türlerinde ABD ve İsrail’in baş çektiğini tüm dünya biliyor. 
Türkiye, dünyada Batı emperyalizminin, komşularının siyonizmin, özellikle hedef aldığı bir ülkedir. 
Bu ülkenin değerleri, dinamikleri, vatanseverleri özellikle bizi hedef alanlara karşı önemli araştırmalar yapan, projeler üreten, dik duran, uşaklık yapmayan, ülkemizi aydınlatan insanlarımız hedef alacaktır. 
Aselsan’da mühendislerimizin esrarengiz ölümleri çok dikkat çekiciydi ve üzücüydü. 
Güzel ülkemin güzel bilim insanları güzel projelere imza atarken yok ediliyor ve intihar süsü veriliyordu. 
Örneğin bir mühendisimiz, arabasında boğazı ve bileği kesilmiş olarak bulundu. İntihar denildi ama sonradan savcılar, öldürülmüş olduğunu ifade ettiler. Daha da düşündürücü olan raporlar dava dosyasından alınıyordu. Bir sürü akla hayale gelmeyen dolaplar dönmekteydi. 
Raif Karadağ’ı hatırlıyor muyuz? Ülkemizdeki petrol kaynakları ve Irak, Musul petrolleri için önemli araştırmalar yapıyordu. Kaynaklar konusunda Batılılardan farklı şeyler söylüyordu. Edindiği belgeleri dönemin cumhurbaşkanına sunmak için Ankara’ya geldiğinde, 12 Aralık 1973’te  kaldığı otelde ölü bulunacaktı. 
Necip Hablemitoğlu tarihçi ve yazardı. Ülkemizdeki önemli projelerde ihale yolsuzluklarımıza el attı. Alman Vakıflarının ülkemizde yasadışı işler yaptığını açıkladı. Bazı cemaatlerin yapılanmaları üzerinde önemli araştırmalar yapıyordu. 
Alman Vakıfları ile açılan davaya bir hafta kala 2002’de evinin önünde suikast sonucu hayatını kaybediyordu. 
Uğur Mumcu, PKK ve silah kaçakçıları ile ABD ve İsrail bağlantılarını ortaya koymaktaydı. Bu ülkelerin gizli servislerinden tehdit aldığını söylüyordu. Evinin önünde arabasındaki patlama sonucu hayatından oluyordu. 
Yazar, ayrıca ülkemizdeki iç dış derin yapılanmaların faaliyetleri üzerinde durmuş, ABD’nin BOP hedefine de karşı çıkmıştı. 
Eşref Bitlis, Jandarma Genel Komutanıydı. ABD’nin PKK ile yaptığı işbirliğini açıklıyordu. Barzani ve Talabani’yi, PKK’ya karşı birlikte operasyona ikna iki ABD uçağı helikopterini taciz ediyordu. 
17 Şubat 1998’te bindiği uçak Ankara’dan kalkıyor, 5 dakika sonra şüpheli şekilde düşüyordu. Uçağın kalktığı havaalanında bulunan bir ABD timinin hızla ortadan kaybolması dikkatleri çekmişti. Bir ay içinde Uğur Mumcu ve Eşref Bitlis suikaste uğramışlardı. 
1970’lerde GAP adıyla Güneydoğu Anadolu için çok kapsamlı bir kalkınma projesi başlattık. 9 ili kapsıyordu. Bereketin dönüşü, yoksulluğun göçü olacaktı. Türkiye’nin en büyük projesiydi, cumhuriyetin tacıydı. Türkiye bölgesel güç olacaktı.
Emperyaller PKK terörünü başlattılar. Bu yüzden proje tam olarak tamamlanamadı. Türkiye, teröre 600 milyar dolar harcadı. Binlerce insanımız rterörde yok oldu, olmaya devam ediyor. 
Nuri Killigil, Osmanlı devleti’nin Harbi Umumi’de Kafkasya’ya dönük operasyonda efsane komutandı. 
Cumhuriyet Türkiye’sinde İstanbul Sütlüce’de bir silah fabrikası kurdu. Önemli silah türlerini geliştiriyordu. Bu sırada Arap- İsrail çatışmaları başlamıştı. Araplara buradan silah sağlanması gündemdeydi. 2 Mart 1949’da fabrikadaki patlama sonucu 27 kişi ile birlikte hayatını kaybetti. Nuri Killigil’in cesedi 20 gün sonra Haliç’te su üstüne çıktı. “Ceset parçasına namaz kılınmaz.” Denildi, cenaze namazı bile kılınmadı. 
Muhsin Yazıcıoğlu, istikameti düzgün, kişiliği mükemmel, milli duruşlu bir siyasetçiydi. Cemaatlerin ve Batılıların dümen suyuna girmedi. Geleceği olan bir siyasetçiydi. Partisinin 2007 Genel kongresindeki konuşması ile kalemi kırıldı.
25 Mart 2009’da Maraş bölgesi dağlarında helikopter kazası süsü verilen bir suikast sonucu karlar üzerinde son nefesi verdi. 
A.Karakoç’un dediği gibi; “O’na dağların zirvesinde ölmek yakışırdı.” 
Türk olmak zordur, Türklüğün düşmanı çoktur. Alemde şer Oğuz’da er tükenmez. 
Bu coğrafyada egemen olmak zordur, bedeli ağırdır. Yüzyıllardır bu millet her türlü her alanda kan dökmektedir. 
Her türlü hain, kalkış, karanlık kumpaslara, saldırılara hazır olacağız. 
Bütünlüğümüzü, milli bilincimizi, değerlerimizi kaybetmez ve çağın evrensel değerlerine sahip olursak, bize kimsenin gücü yetmez.
Biz ordu milletiz, dualı milletiz. 
Bizim türkülerimiz bu iklimlerde her çağda söylenecektir.